Genel

2020 e-araç yılı olacak


Bu yıl 7-10 Ocak 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) kamuoyuyla paylaşılan ileri teknoloji yenilikleriyle ile ilgili çok şey söylenebilir. Ancak herşeyden öte, bu yıl CES‘te yapay zekanın artık “olmazsa olmaz” teknoloji olarak yerini aldığını söylemek mümkün. Ürünlerin geliştirilirken ve tasarlanırken iki önemli kavrama vurgu yaptığını da vurgulamak gerek: sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik.
CES‘te sunulan ürünlerin sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, başta çevre olmak üzere geleceğe yatırım yapmamız gereken değerler üzerinden hareket edilerek üretildiğini söyleyebiliriz. Ürünlerin fonksiyonalitesi, tasarımı, insana ve doğaya katkısına bakarak, teknoloji dünyasının teknoloji ve ürün geliştirmede “belirli bir kıvama geldiği”, özellikle de giyilebilir teknolojilerde riski azalttığı göze çarpıyor.
Bu özetten sonra, elektrikli araçların (e-araç) CES 2020’ye imzasını attığını söyleyelim. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) CEO’su Gürcan Karakaş’ın da 7 Ocak’taki “Let’s Co Create a New Era of Mobility” (Geleceğin Mobilite Çağını Birlikte Tasarlayalım) panelinde konuştuğu CES, tbu yıl am olarak bir e-araç şovuna dönüştü. Elektronik dünyasından Sony, Panasonic gibi markaların bile e-araç pazarına giriş yaptığına tanık olduğumuz CES, çip üreticilerinden aplikasyon üreticilerine elektronikteki tüm oyuncuların e-araç, daha doğrusu mobilite sektörüne dahil olmaya çalıştığını gösterdi.

ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ

Bu yıl aslında e-araç sektörünü temelden sarsacak, yıkıcı bir yenilik yoktu. Ancak yeni markaların dahil olması, havada ve karada bu araçların geleceğe ne kadar sağlam adımlarla yer alacağını göstermesi ve göz kamaştırıcı tasarımlarla konseptlerin boy göstermesi bakımından, CES 2020 tam bir görsel şölene dönüştü.

Honda

Soyut olan bu sözlerin havada kalmaması için, bazı örnekler verelim. Honda‘nın golf aracını andıran minimalist sürüş kontrolüne sahip konsept arabası, en ilginç tasarımlardan biri olarak kendisini gösterirken, araçta pedallarının olmaması, direksiyon şekli ve itiş-çekiş işlemlerinin hızlanmaya bağlı değil de, bir düğmeye basarak elektrik yardımıyla olması katılımcımlar için farklı bir deneyim oldu.

Fiat Centoventi

Fiat‘ın Centoventi modelinin modüler, parçalarının karıştırılabilecek ve eşleştirilebilecek şekilde tasarlanmış olması bu aracı son derece ilginç kıldı. Audi’nin otonom aracındaysa yolcu koltuğu ile arasında içeriye alınabilir bir masanın bulunması, otonom seviyesinin 4’e çıkmasıyla araç kavramının nasıl değişeceğinin kanıtı oldu.

ABD’nin en yakıtlı en büyük araç markalarından biri olan Ford‘un da Mustang‘ini bu yıl sonunda satışa çıkaracağı Mach E GT ile elektrikli bir SUV‘a dönüştürmesi, elektrikli araç trendinin en büyük otomotiv markaların bile radikal kararlar almasına neden olabileceğini ispat etmiş oldu.
Otomotiv sektörünün yazılıma dönüşmeye başladığını daha net bir şekilde gördüğümüz bu geçiş sürecinde en büyük sürpriz ise dev elektronik markalarının bir otomobil üreticisine dönüşmesini görmek oldu. Sony, CES 2020‘de elektrikli aracını tanıtarak herkesi şaşırttı.

ARAÇ DEĞİL EĞLENCE PARKI

Sony Vision S

Sony Vision S isimli modeliyle aracın kokpitinin yanında bir eğlence mönüsü oluşturdu. Panaromik bir ekranı bulunan bu mönünün aracın içinde geçirilen zamanı daha keyifli, insanların “evindeymiş gibi hissetmelerini” sağlamaya dönük olduğu gözle görüldü.
Panasonic ise araç yerine, mobilite yazılımını hedef alan CIRRUS isimli, çevresiyle bağlantı kurabilen araç veri platformunu sundu. Araç içinde daha güvenli bir yolculuğu hedef alan Panasonic, bu bağlantı sayesinde araçlar arasında, kent altyapısıyla, otoyollarla ve trafik operatörleriyle gerçek zamanlı iletişime geçilmesini sağlayarak otonomda hedeflenen seviye 4 için gerekli olan altyapıyı şimdiden kamuoyuna sundu.
Çinli start-up Byton‘un bu yıl piyasaya sunulacak M-Byte isimli SUV tipi e-aracını da es geçmemek gerek. Araçların geleceğinin beygir gücü yerine veri güce üzerine çalışacağını gösteren Byton, seyahat sırasında bulut altyapısı ve sesli kontrol hizmetleri sunuyor. Sürücü ve yolcuların 48 inch ekranıyla kokpitin yanına yerleştirilen, “bilgisayar tableti” gibi çalışan eğlence bölümüyle keyifli bir seyahat deneyimi yaşamasını amaçlanmış.

Yapay zeka ve 5G

CES 2020 verilerine göre bu yıl 4 bin 400’ü aşkın firma 20 binden fazla ürün sergiledi. Ziyaretçi sayısı ise yaklaşık 170 bin kişi olarak açıklandı. Bu yılın en çok ilgi gören iki teknolojik konusuysa, insan hayatında kaldıraç etkisi yapacağına inanıldığı yapay zeka ve 5G oldu. CES Başkan Yardımcısı Karen Chupka, “CES her şirketin gerçekten de bir teknoloji şirketi olduğunu gösterdi” derken, küresel teknoloji şirketlerinin geleneksel olmayan teknoloji şirketleriyle biraraya gelerek, inovasyonun tüm ürün piyasalarına yayılabileceğini ispat ettiğini söyledi. CES, bu yıl özellikle ulaşım sektörünün ivme kazandığının altını çizerken, sağlık, akıllı kentlerle ilgili çok fazla yeni inovatif ürünün olduğuna, yeni giyilebilir teknolojilerinse göz kamaştırdığına dikkat çekti.

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close