Genel

AB’nın yapay zeka kanunu merkezinde insan var

Yapay zekanız risk kategorisinde mi? Riskten, kodu yazan mı, kodu bir amaç için geliştiren mi, yoksa son kullanıcıya ulaştıran mı sorumlu?

Bu soruları özellikle de 2018’de kabul edilen Avrupa’nın KVKK’sı GDPR’dan sonra daha çok soruyoruz. Geldiğimiz noktada, Türkiye’nin -olağanüstü bir durum olmadığı sürece- takip edeceği Avrupa Birliği’nin yapay zeka ekolünü iyice anlamamız gerekiyor. 

Zira AB Yapay Zeka Kanunu çalışmalarında sona gelindi. Avrupa Parlamentosu Üyesi ve kanunun Eşraportörü Dragos Tudorache temel noktaları röportajlar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıyor.

Öncelikle AB, bu kanunu hazırlarken yatay, yani sektör dikeyinde değil kabul edilemez, yüksek risk, orta risk ve düşük risk olarak gibi her sektör ve alanı kapsayan bir bakış açısıyla olaya yaklaşıyor. Yaklaşımın merkezinde “insan için yapay zeka” (#HumanCentricAI– Japon ekolü) var. Yani, birey var.

AB kanun taslağında, “kabul edilemez” şöyle tanımlanıyor: Yapay zekanın kamusal alanda ideolojik olarak bireyin çıkarı aleyhine kullanılmasına izin yok. Çin’deki “sosyal kredi skorlaması” uygulaması gibi…Diğer yandan ironik bir şekilde, Çin’in ulusal güvenlik ve yatırım anlamında yapay zekaya en çok yatırım yapan ülke olduğunu ve bilimsel makale, patent, araştırma kriterlerinde önde veya ABD ile kafa kafaya yarışta olduğunu hatırlatalım. (McKinsey Haziran 2022: Çin yapay zeka ile GSMH’ya yıllık 600 milyar dolar katmayı planlıyor)

Diğer riskler, kamusal alanda bireyin çıkarlarına zarar vermesi derecesine göre derecelendirilmiş.

Yine Tudorache, AB içinde tahmini yapay zekaların yüzde 80-90 kadarının düşük risk veya “regulation free (regülasyondan bağımsız)” kategorisinde çalışmaya devam edeceğini söylüyor.

Bu yaklaşım, kanunun merkezini oluşturuyor. Bu yaklaşımla birlikte AB, ABD’den gelen “Siz regülasyon yapmayı iyi biliyorsunuz ama inovasyonun önünü kapatıyorsunuz” eleştirilerini de sonlandırmak istiyor. AB Komisyonu’nun, yani Avrupalı liderlerin da isteği bu yönde.

AÇIK KAYNAK KULLANANLAR İÇİN ENGEL Mİ?

İkinci önemli konuysa, bu kanunun nasıl uygulanacağı… Yani 27 üye ülke bir kanunu farklı yorumlarla mı uygulayacak? Tudorache, bunun yerine “merkezi” bir kanun uygulayıcı sistem geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Amaç şu; ister teknoloji devi olun, ister yeni bir start-up, sizin için oluşturulan sandbox’lar yani koruma alanlarında, en basit anlatımıyla, “Bir sorayım regülatöre benim yolumda nasıl riskler var?” sorusunu soracağımız mekanizmaların, eğitilmiş kişilerin olması gerekiyor.

Pek çoğunuzun, “İş bireyin çıkarına dokunuyorsa suçlu kim?” sorusunun cevabını aradığını biliyorum. Tudorache’un cevabı şu: Ortadaki, yani kodu bir amaç için geliştiren.

Benim görüştüğüm ABD’deki bazı yetkililer ve okumalarıma göre think-tank The Brookings Institution, bu durumun açık kaynak geliştiriciler için sorun olacağını ve genel yapay zekanın AB’den çıkması veya katkı yapmasının zorlaşacağını, yapay zekada bu alanda en büyük ilerleme olarak kabul edilen GPT-3 gibi doğal dil geliştirme uygulamalarınınsa kısıtlanacağı yorumlarını yapıyor. 

Bu durumda AB’li öğrenci ve akademik araştırmacıların genel yapay zeka çalışmaları bir yerde tıkanacak mı?

Uluslararası temaslarımdan aldığım başka bir yorumsa; kendilerini yasal olarak güvende hissetmek isteyecek tüm AB kurum/şirketlerinin risk yönetimi, veri yönetişimi, teknik belgeleme ve şeffaflık konusunda AB’nin hazırlayacağı “rehberler” üzerinde çalışmaları gerektiği, oysa bunu her ölçekte firmanın yapma olanaklarının olmadığı veya olmayacağı yönünde.

Yani organizasyonel sıkıntılar baş gösterecek.  Bu kanun geçecekse, bu önemli konuları bilmemiz gerekiyor. 

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close