Genel

“İşe üretim tezgahından başlamalıyız”

Robotik sistemler, Endüstri 4.0‘ın bir ülkenin ekonomik açıdan ivme kazanmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri. Türkiye de bu yarışta söz sahibi bir ülke olarak dahil olduğu coğrafyadaki “robot kullanımı ve yoğunluğu” kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Dünyanın önde gelen ve Uluslararası Robot Federasyonu‘nun temel taşlarından biri olarak kabul edilen İsviçre merkezli robot üreticisi ABB, “Robotlar robotlara çalışmayı öğretecek” sloganıyla faaliyet gösterecek Çin‘deki fabrikasının temelini 11 Eylül’de attı.

Dünya hızla “robotlaşmaya” doğru giderken ABB Türkiye‘nin Robotik ve İmalat Otomasyonu Grup Başkanı Emre Tural ile Türkiye’nin potansiyelini konuştuk. Tural, büyük bir ekonomi olan Türkiye’deki endüstriyel robot kullanımı; ikinci, hatta üçüncü el robot piyasası, makine ve imalat sanayinin endüstriyel robotlarla buluşması, endüstriyel robotların nasıl işbirlikçi robotlara dönüştüğü konularına değindi.

OTOMOTİV İLK 10’A GİREBİLİR

Dünyadaki robot ortalamasının son birkaç yılda her 10 bin çalışana 80-90’lara çıktığını belirten Emre Tural, Türkiye’deki öncü sektörünse otomotiv olduğunu, bu sektörü gıdanın takip ettiğini belirterek, “Türkiye’deki rakamlara baktığınızda ortalama 20’ler civarında. Bu, bütün sektörlerin ortalaması. Ancak otomotivin ayrı bir yeri var. Otomotivin ortalaması 200 civarında. Dolayısıyla otomotiv hemen kendinin dünyada ne kadar rekabetçi olduğunu gösteriyor. Şu anda Türkiye ilk 20’de değil ama otomotiv sektörü Türkiye’yi bu alanda dünyanın ilk 10’una sokabilir” diye konuşuyor.


Son nesil endüstriyel robotlarda tam olarak yapay zeka teknolojisinin bulunmadığını belirten Tural, “Öğrenme yeteneği var, tam anlamıyla yapay zekâ değil. Ama arka planlarında şunları yapabiliyor: servis tarafında bütün datalarını bulutta saklayıp, bu buluttaki dataları öğrenip ve buna göre robota entegre edebiliyor. Bağlantılı servisler dediğimiz, robotun çalışma koşulunu, durumlarını izleyen sistemler var. Bununla beraber robotun herhangi bir fonksiyonel sorunu olduğunda hem robotun operatörüne hem de müşteri kabul ederse ABB‘ye bunun belgelendirilmesi ve bununla ilgili aksiyonların alınması gibi fonksiyonları da arka planda yerine getiriyor. Bütün robot firmaları bununla ilgili yatırımlarını yapıyor.”

“İŞE ÜRETİM TEZGAHLARINDAN BAŞLAMALI”

Türkiye’nin geçen yıl 2 bin 267 robot ithal ederek kurumunu yaptığını, bununla birlikte ikinci ve üçüncü el piyasasını takip etmenin zor olduğunu ifade eden Tural, “İkinci el, üçüncü el rakamlarını robot adedi olarak takip etmiyoruz. Biz kilo, palet, hacim anlamında takip ediyoruz. Gümrük Birliği’ndeki mevzuata göre robot olarak geçmişse, bir tonluk malzeme de bir robot olarak geçiyor. Yüz tonluk malzeme de bir robot olarak geçiyor. Bu yüzden ikinci-üçüncü el piyasasıyla ilgili veriyi toplamak mümkün görünmüyor. Uluslararası Robot Federasyonu IFR‘ya göre Türkiye’de yaklaşık 13 bin – 14 bin civarında operasyonel robot var. İkinci el veya takip edilemeyenler bu rakamın dışında” diyor.


Robotik ve İmalat Otomasyonu Grup Başkanı Emre Tural

Türkiye’nin robot sektöründe ilerlemesi için strateji oluşturması için üreticilerden, yani makinecilerden başlaması gerektiği görüşünü paylaşan Emre Tural, “Sadece tüketim değil, üretim tarafını politika olarak ele almamız lazım. Üretim yapan firmaların teşvik edilmesi gerek. Bunu sadece robot değil makinede de aynı şekilde… Kimse ikinci el veya daha önceden kullanılmış makineyi almak istemez. Dolayısıyla buradaki sektörü geliştirmek istiyorsak makinecilerden başlamamız lazım. Üretim yapan tezgahlardan başlamamız lazım. Belki ilk üretim tezgahımızda her şeyi de yapacak durumda değiliz. Ama sonuç olarak bu stratejiyi geliştirmesi gerekli. Biliyorsunuz Çin’de 2025 politikası var. Made in China etiketini yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. 2016’da yaklaşık Türkiye kadar bir robot yoğunluğu oranları vardı. 10 bin çalışana 33’tü. Şimdi 70’lerde. Robot yoğunluğunu kişi başına iki katına çıkardılar. Dünyada üretilen robotların çoğu Çin’de müşterisini buluyor ve inanılmaz kaliteli şeyler üretmeye başladılar” şeklinde konuşuyor.



Tüm endüstriyel robotlar işbirlikçi olabilir

ABB Türkiye’nin Robotik ve İmalat Otomasyonu Grup Başkanı Emre Tural, endüstriyel robotların bazı eklemelerle işbirlikçi hale getirilebileceğine vurgu yaparak bu dönüşümü yine bir teknoloji sayesinde yapabildiklerini şöyle anlatıyor: “Bizim bütün robotları işbirlikçi hale getirdiğimiz Safemove2 diye bir fonksiyon var. Örneğin robotu bıraktığınız zaman kendi başına çalışıyor. Sonra yanına yaklaştığınızda robot yavaşlıyor, çalışma alanına girdiğinizde tamamen duruyor. Sistemi de durduruyor. Aynı şekilde siz robot üretim alanından çıktığınızda verimli çalışmasına devam ediyor. Yani sürekli yavaş çalıştırıp hattı yavaşlatmak yerine normal hızında hatta gönderebiliyorsunuz. Ama insan müdahale ettiği zaman da durdurabiliyorsunuz. Öte yandan her ortamda uygulanamaz. Kaynak, döküm gibi…”



Bu fotoğrafı robot çekti

Uluslararası ürün tasarım, eletişim ve tasarımı ve tasarım konsepti ödülleri RedDot ve Uluslararası Robot Federasyonu’nun (IFR) Robotik ve Otomasyonda İnovasyon ve Girişimcilik Ödülü (IERA) sahibi YuMi, iki kollu işbirlikçi bir robot. İnsanla robotun birlikte çalışabilmesi üzerine tasarlandı.
YuMi, dokunmayı algılayarak işlem yapabiliyor ve ekstra güvenlik ekipmanı kullanmaya gerek kalmadan insanlar ile beraber çalışabiliyor. Geçen hafta İstanbul’da düzenlenen İsviçre-Türkiye Ekonomik Forumu‘nda insanlarla buluşan YuMi, bu kez algı ve operasyonel becerilerini, kolundaki küp şeklindeki nesneye dokunulduğunda karşısındaki kişinin fotoğrafını çekerek gösterdi.

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close