Genel

Hyperloop, kapsül içinde bir yolculuk

Yaşadığımız dönemin en yenilikçi, sesini dünyaya en çok duyurabilen genç mucidi Elon Musk’ın 5 yıl önce Los Angeles’ta kilometreleri bulan trafikten sıkılarak, “Bu soruna çare bulacağım, ciddiyim” sözleri üzerine start verilen yeni teknoloji ulaşım sistemi Hyperloop, başlangıç noktasının merkezini ABD’den dünyanın diğer kıtalarına çevirerek yoluna devam ediyor. Ahlborn’a göre bu yolun “hızlı adımlarla” yürümesi için bürokratik engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor.
Geçen hafta akıllı
şehirlerin geleceğinin konuşulduğu Hello Tomorrow etkinliğinin açılış konuşmasınıyapmak üzere İstanbul’a gelen Musk’ın kurduğu Boring Company’ye bağlıolarak kurulan Hyperloop Ulaşım Teknolojileri (Hyperloop Transportation Technologies- HTT) CEO’su Dirk Ahlborn, “Dört yıl önce kimsenin inanmıyordu” dediği teknolojiyi uygulamak için şimdiden yedi ülkeyle anlaşmaya imza attıklarını söylüyor.
DIRK AHLBORN

İlk kez duyanlar için, Hyperloop teknolojisi en basit anlatımıyla, kapsül içinde bir yolculuk. Bu kapsül bir tüp içinde yerçekimi-basınç-direnç dinamiklerine bağlı olarak neredeyse ses hızında sizi bir noktadan diğerine taşıyor. Bir hat üzerinde gittiği için, günümüzde kullanılan metro ve tren sistemlerini “andırıyor”. Çalışma mekanizması ve teknolojik özellikleri bakımındansa hiçbir alakası yok.

ÖNCE ÜÇ ÜLKEDE HAYATA GEÇECEK

Ahlborn’un Hyperloop’u tarifi ise şu şekilde: “İnsan ve araçları taşıyabilen bir kapsül. Bir tüpün içinde, ses hızından biraz daha altında hareket eden bir sistem. Bu sistem, tüpün içinde alçak basınç oluşturarak vakumun içerideki havayı, yani direnci dışarı çıkarmasını sağlıyor. Böylece kapsül daha az enerjiyle çok daha hızlı bir şekilde hareket edebiliyor. Ancak kapsülün içinde hareket edeceği tüp, yeraltında olmak zorunda değil. Coğrafi koşullara bağlıolarak yerüstünde de olabilir. Sistemin çalışması için alternatif enerji tercih ediliyor. Bu sistemde önemli olan ses hızına yakın hız, alternatif enerjiyle kullanılan teknolojisi, maliyetinin az olması ve bu sistemin karlı sonuçlar doğurması. “



Beş yıldır dünyanın takip ettiği ulaşım teknolojisi gelişmeleri arasında birinci sırada oturan bu sistem, teknik anlamda hangi aşamaya geldi? Ahlborn bu soruyu şöyle cevaplıyor; “İlk yolcu kapsülünü ürettik. Haziran sonu itibariyle sistemi tam olarak üretmişoluruz. İlk üç projeyle işe başlayacağız. Bunların nerede olduğunu şimdilik açıklayamıyorum ama insanların kapsüle binmesi üç yıl sonrayı bulur. İşte bu noktadan sonra gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekiyor ki, bu projeyi uygulayan ülkeyle ilgili bir konu. Kesin olarak söylemek gerekirse 10 yıl içinde birkaç Hyperloop projesi hayata geçmiş olur.”

“TOPLU TAŞIMA KARLI OLACAK”

Milyar dolarlık bir proje olan Hyperloop’u hayata geçirmek için yepyeni bir ulaşım, iş geliştirme ve altyapı anlayışıyla geliştirilmesi gerekiyor. Ahlborn, ilgili yasal düzenlemeler nedeniyle güçlü bir devlet desteği isteyen bu projenin “neden tercih edilmesi gerektiğini ise şöyle anlatıyor: ” Bizim işmodelimiz mavi okyanus denen, şimdiye kadar üretilmemiş bir ürünle ilgili. Şimdiye kadar bilinen demiryolu veya metro sistemlerinden farklı, hiç olmayan bir model geliştirdik. Bizim okyanusumuz, karlı bir ulaşım sistemi geliştirmek üzerine kurulu. Demiryolları ve metro sistemleri hep devlet desteği arıyor. Söz gelimi New York metrosu yılda 2,2 milyar dolar kaybediyor. Bizim sistemimizde maliyet çok düşük ve 8-15 gibi kısa zamanda karlı hale geçiyor. Toplu taşımayı karlı hale geliyor.”



Toplu ta
şıma her kentte karlıolabilir mi? Ahlborn, bunun ülkeden ülkeye değişebileceğini belirterek, bu soruya cevap vermek için önce kapsamlı bir fizibilite çalışmanın yapılmasıgerektiğini, ancak nihayetinde bu sorunun cevabının Hyperloop’ta olmadığını belirtiyor. “Hükümetler bize bu sistemi kullanmak istediklerini söylediklerinde, cevap vermeniz gereken pek çok soru var, ki bunların başında ne kadara mal olacağı ve ne kadar zaman içinde karlılığa geçeceği geliyor. Bunun için önceden bir fizibilite çalışmasının yapılması gerekiyor” diyen Ahlborn, Hyperloop projedeki rolünün “anlaşma yapılan hükümetlerin desteği ve yerel özel sektör işbirliğiyle teknolojisini sunmak” olduğunu söylüyor. 

“TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPMAK İSTİYORUZ”

Hyperloop’un bu yeni ulaşım teknolojisini kullanmak istediği ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. Hyperloop CEO’su Dirk Ahlborn, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünübelirterek, “Çok destekledi. Farklıkonular üzerinde görüşmelerimiz gerçekleşiyor. Biz burada yatırım yapmak istiyoruz. Buradaki ekosistemle, Türk şirketleriyle çalışmak, buradaki teknolojinin geliştirilmesine katkıda bulunmak ve Türk insanlarının becerilerinden yararlanmak istiyoruz” diyor.



Ahlborn, Hyperloop’un mega kentlerde yaratılan uydu kentlere ula
şımı ve kent merkezindeki trafik sıkışıklığını önleyeceğini söylüyor. Ahlborn, “İstanbul’daki trafik sorunu Mumbai, Pekin gibi kalabalık şehirlerde olduğu gibi uydu kentlerle çözülebilir. Kentten uzakta yaşayanlar, teknoloji sayesinde çok kısa bir sürede kent merkezine ulaşabilir. Üstelik işin bir de ticari boyutu var. Düşünün, İstanbul gibi bir kentte söz gelimi bir buçuk gibi bir saati arabanızla yolda geçiriyorsunuz. Bu zaman diliminde hiçbirşey yapamıyorsunuz. Radyo kanalları bu zaman diliminde sizi eğlendirmek için milyon dolarlar harcıyor. Bu nedenle bizim sistemimiz hem verimli, hem karlı olacak ve yepyeni bir iş modeli ortaya koyacak ” diyor.

“KULLANAN EN SON ÜLKE ABD OLUR”

Hyperloop’un uygulamak için ilk çıkış noktası, Los Angeles ve San Francisco’ya üçer saat uzaklıktaki Quay Vadisi’ydi. ABD medyasına göre, HTT sadece bu iki kentte değil, ülkenin pek çok kentinde sistemi uygulamak için harekete geçti. Ancak Ahlborn ABD’deki bürokratik sistemin ağırlığının ve siyasi nedenlerin projenin ABD ayağını yavaşlattığını söylüyor. Ahlborn bu konuya ilişkin şöyle konuşuyor: “Bu sistemin en son geleceği ülke sanırım ABD olacak. Çünkü başta arazi olmak üzere tüm yasal düzenlemeler çok karışık. Dünyanın hiçbir yerinde olmadığıkadar. Dünyanın diğer yerlerindeki projelerimiz Quay Vadisi’nden çok daha hızlı ilerliyor. Hyperloop çok dev bir proje. Milyarlarca dolar yatırım gerektiriyor. Sorun teknolojiyi değil. Teknoloji hazır, bizi bekliyor. Sorun yasal düzenleme sorununu nasıl ve ne hızda çözeceğimiz. Bazı ülkeler trafik sorununu 10 yıl sonra çözmek istemiyor. Hemen, şimdi çözmek istiyor”. 



YED
İ ÜLKE İLE ANLAŞMA İMZALANDI

Hyperloop Slovakya, Çekya, BAE, Hindistan, Endonezya, Güney Kore, Fransa ile farklı içeriklerde anlaşma imzaladı. Fransa ise Hyperloop’a Toulouse kentinde bir bina tahsis etti. Bina araştırma geliştirme merkezi olacak. Sistemin yeni versiyonunu Toulouse’ta kurulacak. Merkezin seneye tamamlanması bekleniyor.


HTT TEKNOLOJİSİ ŞÖYLE ÇALIŞIYOR:

*Bu teknolojinin olmazsa olmazı tüp içinde olması. Çünkü enerji, bu tüp içinde kullanılması için. Tüpün tünelde gidip gitmemesi tamamen coğrafi koşullarla ilgili.
*Uçaktan 10 kez daha güvenli.
İnsanın denetiminde bilgisayar ortamında kontrol edilen kapalı bir sistemi var. En güvenilir ulaşım aracı olarak kabul edilen uçaktaki türbülans veya kuş çarpması gibi tehlikeleri barındırmıyor. Uçaktan 10 kat daha az hata modu var.
* Sistemin bir
şekilde yolculuk sırasında bozulması halinde, hıza bağlı olarak durma modlarından biri saniyenin yüzde biri zamanda devreye giriyor. Kapsül basınçla duruyor. Açılıyor ve acil çıkışlardan insanlar tahliye edilebiliyor.
*Sistemin ula
şabileceği maksimum hız, saatte bin 220 km. Ancak bu hız tüpün bulunduğu coğrafi alana göre değişiyor. Bu durumda varacağınız noktaya ne kadar ulaşabileceğiniz bulunduğunuz coğrafyanın dağlık mı, kıvrımlı mı olduğu gibi farklı faktörlere bağlı.



YAPAY ZEKA YOLCULU
ĞUNUZU PROGRAMLIYOR
Dirk Ahlborn, yapay zekanın Hyperloop ula
şım sistemlerinde büyük ölçüde kullanıldığını, ancak sistemin dışında akıllı cep telefonlarına yüklenebilecek bir yapay zeka uygulamasıyla da yolcunun Hyperloop istasyonuna zamanında ulaşmasının sağlanacağını söylüyor. Hyperloop uygulaması şöyle çalışacak: istasyona ulaşmak için rotanızı belirledikten sonra uygulamanın algoritmik donanımı size en kısa ve en kolay yolları gösterecek. Siz hangi ulaşım yol veya yollarını seçerseniz onunla ilgili tüm zamanlama verileri ortaya dökülecek. Ancak sözgelimi istasyona ulaşım için seçtiğiniz otobüs geç kalırsa, yapay zekasıyla size bunu bildirip en uygun, en kısa ve yine en kolay ulaşım aracını önerecek. Böylece yolcunun İstanbul gibi megametropollerde mutlaka istasyona zamanında varması sağlanacak.
ŞİMDİDEN RAKİPLERİ VAR
Hyperloop kurulduktan sonra Hyperloop One, Arrivo, Ultraspeed Australia gibi
şirketler “kapsül içinde yolculuk” projeleri geliştirdi.


Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close