Genel

Karşınızda fulfillment’ın TARQAN’ı

Konvansiyonel bir sektöre teknolojiyi dahil ederek yapısal büyük değişiklere yöneltmek mi kolay yoksa teknolojiyi geliştiren şirket olup sektörü yeniden kurgulamak mı?

Halit Develioğlu genç ve kendine güvenen bir girişimci olarak, “Ben teknolojinin kendisi olayım, sektörü ben değiştireyim” deme cesaretini göstermiş. Develioğlu’nun kurucusu olduğu OPLOG, böyle bir deneyim sürecinden sonra yaklaşık 10 yıl önce kurulan, omni-kanal fulfillment yani e-ticaret ve B2B lojistiği hizmeti veren bir teknoloji firması. 

Develioğlu bu kararlılığı nasıl göstermiş diye soracak olursanız cevabı şöyle veriyor: “Bugün birçok firma e-ticaretin satın al butonu öncesi optimizasyonları üzerine ürünler geliştirerek, satın alma eyleminin gerçekleşmesini hedefliyor. Aynı şekilde e-ticaretle uğraşan firmalar da doğru müşteriye doğru zamanda ulaşmak için bu gibi teknolojilerden faydalanıyor. 

Ancak satışın gerçekleştirilmesinin ötesinde markalar için başarıya giden yol, satın al butonu sonrası süreçlerde yakalanacak kusursuz müşteri deneyiminden geçiyor.

Bu süreçlerin de en iyi şekilde olması, “tech-enabled logistics” yani teknoloji odaklı lojistik ile mümkün. OPLOG tüm operasyonel süreçlerinde kendi ürettiği ve sürekli geliştirdiği teknolojiler ile müşterilerine yalın bir lojistik hizmetinin ötesinde memnuniyetle büyüten bir omni-kanal fulfillment hizmeti sunuyor. Bu teknolojiler sadece yazılımlardan değil, bu yazılımlarla entegre çalışan ve süreçleri en optimal hale getirerek, depo içi verimliliği arttırmayı hedeflediğimiz robotlardan oluşuyor.” 

Geleneksel depolardan farklı olarak, OPLOG’un fulfillment merkezlerinde her bir ürün, boyutları ve depolama koşulları göz önünde bulundurularak yazılımlar üzerinden atandıkları farklı lokasyonlarda, farklı markaların ürünleriyle beraber depolanıyor. 

Aynı teknolojik altyapı, sipariş toplayıcılarımıza bir sipariş geldiğinde, sipariş sepetinin içindeki diğer ürünleri de göz önünde bulundurarak, toplayıcıya depodaki en optimal rotayı çiziyor. Bu sayede sipariş toplayıcıların en kısa sürede ve %99,99 doğruluk oranı ile siparişi hazırlamasını sağlıyor. Müşteriler tüm bu sipariş karşılama, stok durumu ve iade yönetimi süreçlerini OPLOG’a ait tek bir platform üzerinden anlık olarak görüntüleyebiliyor. 

OPLOG Kurucusu Halit Develioğlu (Ortada): “70’ini teknoloji üreten ve geliştiren arkadaşlarımızın oluşturduğu 350 kişilik bir ekip olduk. Aralarında ROSSMANN, Tupperware ve SONY’nin de yer aldığı farklı ölçekte pek çok firmaya e-ticaret ve B2B kanallarda operasyonlarının yönetilmesi noktasında hizmet veriyoruz.” 

Gelelim e-ticaret lojistiği robotu TARQAN’a. OPLOG Kurucusu Halit Develioğlu bu robotu şöyle anlatıyor: “Bir depo çalışanı tek başına saatte ortalama 120-150 ürün toplarken, aynı işi TARQAN ile birlikte yaptığında bu sayı 500’e kadar çıkıyor. TARQAN, tüm bu teknolojik altyapı ile entegre çalışarak, görevleri öncelik sırasına koyuyor ve sepetteki diğer ürünleri de göz önünde bulundurarak ürünün bulunduğu en optimal rafı toplayıcıya getiriyor. Bu sayede sipariş toplama verimliliği yüzde 300 artıyor ve bu durum hızla birlikte maliyet avantajını da beraberinde getiriyor. TARQAN, akıllı depolarımızda ürün lokasyonlarını belirleyen, stok ve sipariş takibi yapabildiğimiz Depo Yönetim Sistemimiz (WMS) ve müşterilerimizin tüm bu süreçleri takip edebildiği platformumuz OPLOG ONE ile tamamen entegre çalışıyor.  

TARQAN, normal bir insanın giremeyeceği dar alanlara girerek depolama verimliliğini, bir insanın kaldıramayacağı yükleri (1 tona kadar) taşıyarak operasyonun verimliliğini arttırıyor.” 

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close