Genel

“Kuantum bilgisayarları 10 yıl sonra”

Yapay zeka başta olmak üzere günümüzde kullanılan ileri teknolojilerin önümüzdeki 5-10 yıl arasında hayatımızı ne kadar değiştireceğini artık az da olsa tahmin edebiliyoruz. Peki öngöremediğimiz teknolojik yenilikler? Yıkıcı teknolojiler ismi verilen toplumsal ve ekonomik yapıları ters yüz edebilecek, oyunu değiştirecek teknolojiler? Bunların ne olacağıyla ilgili bir öngörümüz olabilir mi? Ekim ayında İstanbul’da düzenlenen SAP Executive Summit için İstanbul’a gelen SAP Global Başkan Yardımcısı, İnovasyon Evanjelisti ve fütürist Tom Raftery’in bazı fikirleri var.

Raftery, kuantum bilgisayarlarının ve nükleer füzyon teknolojisinin medeniyeti başka bir boyuta taşıyacağının işaretlerini vererek şöyle konuşuyor: “Bence önümüzdeki 10-15 yıl içinde geliştirilecek yeni teknolojilerin çok yıkıcı olacak. Bunlardan birincisi enerji endüstrisini tamamen değiştireceğini düşündüğüm nükleer füzyon teknolojisi. İkincisi ise kuantum alanında olacak. Geçtiğimiz günlerde basına sızdırılan bir belgede Google‘ın kuantum üstünlüğünü ele geçirdiğine ilişkin bilgiler vardı ve bu duyurunun bu yılın sonuna doğru yapılacağı öngörülüyor. Kuantum bilgisayarları alanında bir sürü marka çalışıyor ve özel araştırmacılar da var. Buraya harcanan emek ve para inanılmaz. Bir arkadaşım var bu konuda akademisyen. Özel şirketler ve orduların araştırma merkezleri inanılmaz paralar teklif ediyorlar. Kuantum bilişimi o kadar önemli bir konu ki, devletler milyarlarca dolar harcıyor bu alana. Bu ne işimize yarayacak diye soracak olursanız, sözgelimi ilaç sektöründe ecza şirketlerinin bir ilacı test ederken bir sürü hata çıkıyor. Bu zaman ve para demek. Ama bir enzimin bir proteine nasıl tepki vereceğini bilseniz, bunları önünüzdeki ekranda ve saniyeler içinde yapabiliyor olsanız, yıllarca süren eski süreci saniyelere düşürseniz müthiş olmaz mı?

Tom Raftery

KUANTUM CEBİMİZE İNECEK

Bu gelişmelerin tahmini 30 yıllık bir süreçte gerçekleşebileceğini öngören Raftery, “Nükleer füzyon konusu daha uzun bir zaman alır ama kuantum bilgisayarlarının daha yakın bir zamanda gündemimize, hatta cebimize gireceğini düşünüyorum. Google‘ın kuantum bilişimine ulaşmış olması halinde, bu teknolojinin ticari ürünlere yansıması 5-10 yılı alacaktır. Kuantum teknolojisinin süper bilgisayarlarla birlikte cep telefonlarımıza girmesi ve bazı uygulamalarda kullanılmasına tanık olacağız” diye konuştu.
Önümüzdeki yıllarda sağlık alanında 3D organ ve insan derisi nakli yapılacağını, Madrid Üniversitesi‘nin yapay deri geliştirmeyi başardığını hatırlatan Raftery; yaralanma, yanma gibi olaylarda insana birkaç dakikada yapay deri üretilebileceğini söylüyor. Kök hücre tedavisiyle yapay diş de üretildiğine işaret eden İrlandalı fütürist Raftery; yakında insanın kendi hücrelerinde yapılan ve bu nedenle vücudun tepki göstermeyeceği yapay kalp, akciğerlerin laboratuvar ortamında 3D basılacağını ifade ediyor.

Tom Raftery tam bir şapka düşkünü

Daha yakın geleceğe, önümüzdeki birkaç yıla ve piyasaya sürüleceği iddia edilen otonom arabalara gelecek olursak…. Bu alanda kıyasıya bir küresel yarışın sürdüğü düşünüldüğünde, aracını ilk yola çıkaran hangi marka olur? En iyi otonom yazılımına sahip olan marka hangisi? Tom Raftery‘ye göre kesinlikle Tesla değil. Raftery‘nin otonom araçlarla ilgili rakamlara dayanan tahminleri şöyle: “Kaliforniya eyaletinde yasal olarak araç testlerine ilişkin veriler kayıt altına alınmak zorunda. Bu alandaki markaların çoğunluğu burada testlerini yapıyor. Buradan çıkan verilere bakacak olursanız biri hariç markalar tam otonom halde 0-2 bin mil arasında yol katedebilmiş. Waymo‘nun 5-6 bin mili gittiğini görüyoruz. Waymo bence açık ara önde. Bu terimi henüz kullanmamış olsalar da Wayno‘nun amacı ‘araba endüstrisinin androidini’ geliştirmek. Yeryüzündeki herhangi bir aracı tekerlekler üzerinde mobil hale getirmek istiyorlar. Yani sadece arabalardan bahsetmiyoruz. Waymo’nun CEO’su John Krafcik bunu bir şekilde dile getirdi zaten. O yüzden ilk yola Waymo’nun çıkacağını düşünüyorum. Waymo‘yu şu anda geçecek bir markayı görmüyorum. Asla Tesla değil. Bakın ben de bir elektrikli araba kullanıyorum. Norveç’e tatile gittiğimde Tesla 3 kullanma şansım oldu. Tesla‘nın otopilotunun çok sinirli bir sürüşü var. Önünde bir engel veya tehlike gördüğünde frene çok sert basıyor. Öte yandan Tesla güncellendikçe daha iyi bir duruma gelecektir. Tesla‘nın en büyük avantajı bu. Diğer yandan sürücülerinden sürekli geri dönüş alıyor. Tüm araçlar LTE ile merkeze bağlanıyor. Yani ne zaman bir Tesla kaza yapsa merkezin sürekli akan veriden dolayı bunu neden yaptığını bilme şansı var. Sürekli öğrenen bir platformu bulunuyor.”

ULAŞIM MASRAFI SIFIRA YAKIN

Raftery, sürücüsüz elektrikli araç kavramının otomotiv sektörünün dahil olduğu pek çok üretim alanı ve masrafı da ortadan kaldıracağını hatırlatarak otonom araçların ekonomide yaratacağı farkları şöyle anlatıyor: “Öncelikle sürücüye vereceğiniz para ortadan kalkıyor. Unutmayalım ki, takside sürücü masrafın yarısını oluşturuyor. Elektrik, petrol ve dizelden çok daha ucuz. Sigorta masrafınız düşüyor. Elektrikli motor yakıtlı motora kıyasla daha basit bir motor yapıya sahip. Bu nedenle bakım masrafları düşüyor. Taşıma masrafı sıfıra yaklaşıyor. Bu olağanüstü bir durum. Her bakımdan. Artık şirketlerin de ulaşımı bir masraf olarak düşünmeleri gerekmiyor. Söz gelimi bir kahve zincirinden içeceğinizi sipariş ediyorsunuz. Kahveniz mobil elektrikli bir araçla size ulaşıyor. Ve bu hizmetin bedeli neredeyse sıfıra yakın. Düşünsenize… Elektrikli otonom araçlar otomotivdeki bazı yan sektörleri de ortadan kaldıracak. Artık trafik işareti tabelası, vites kutusu, yağ filtresi, bujinin üretilmesine gerek kalmayacak.”

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close