Genel

Otonom yarışında Türk mühendisleri de söz sahibi

Teknolojiye ilişkin dört gözle beklediğimiz gelişmelerden biri, elektrikli ve sürücüsüz araçlar alanında yaşanıyor. Bu alana dahil olan yüzlerce uluslararası, yerel şirket ve start-up, önümüzdeki yıllarda sürücüsüz araçlarını yola çıkarmak için sabırsızlanıyor. Market Watch’a göre bu piyasanın küresel değeri 2023’te 173 milyar doları geçecek ve bu değerin her geçen yıl artması kaçınılmaz.

Adına şimdiden mobilite denen, insan veya nesnelerin mobil olarak taşınmasını öngören bu sistemle ilgili ne kadar bilgiye sahibiz?
Bu kapsamlı konuyla ilgili tüm alt başlıkları, Avusturya merkezli danışmanlık ve mühendislik firması AVL’nin Türkiye Genel Müdürü Dr. Serkan İmpram ile konuştuk. İmpram; İtalya ve Portekiz‘deki iş deneyimlerini Türkiye’ye aktarmayı ve Türkiye’de genç bir ekip kurarak “yerli bir sürücüsüz araç geliştirmeyi” seçen, çok yetkin bir teknik adam. İmpram‘ın yazılım konusunda Türkiye’ye ve Türk gençlerine inancı güçlü.

Bu nedenle Türkiye’nin otonom araç yarışındaki varlığı konusundaki düşünceleri çok olumlu: “Türkiye’de ve dünyada bu işle uğraşan pek çok şirket var. Herkes gibi biz de bu konularla yeni yeni uğraşıyoruz çünkü bu hala kazanılmış bir yarış değil. ABD ile Almanya arasında bir yarışa dönmüş durumda dünyaya baktığınızda. Yapılan çalışmaların çok önemli bir kısmı AR-GE niteliğinde diyebileceğimiz çalışmalar. Bir yandan da bazı konuların sonu açık; diyelim ki otonom bir araç geliştirdiniz bunun, sertifikasyon çalışmalarını nasıl yapacaksınız? Ne Türkiye’de ne de dünyada böyle birşey var. Neye göre test edeceksiniz ve diyebileceksiniz ki bu araç satılabilir? Yani şu an hazır değiliz. Bir yandan da mevzuatında ilerlemesi lazım. Ama nihayetinde bu teknoloji gelecek.

YASA KOYUCULAR GÖZLEMLİYOR

AVL Türkiye Genel Müdürü Dr. Serkan İmpram

Söz konusu ileri teknoloji olduğunda yasal düzenlemeler bu hıza yetişemezken, mobilite özelinde yasal eksiklikler nasıl, ne zaman giderilir ve otonom araçlar ne zaman sokağa çıkar? İmpram’ın yorumu şöyle: “Otomotiv sektörü çok küresel bir sektör. Aracı burada geliştirip ihraç edebilirsiniz. Başka yerde geliştirip, ithal edebilirsiniz. Ancak tıpkı emisyon standartları gibi her yerde bunun çözümünün, belirli ortak kriterlerinin olması lazım. Bu durum elektrikli araçlar için de geçerli. Elektrikli araçları sürekli konuşuyoruz ama batarya gibi çok büyük bir altyapı sorunumuz var. Bunların çözülmesi gerek. Bu sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın derdi. Birileri şu anda AR-GE seviyesinde buna kafa yoruyordur. Yasa koyucular elle tutulur çıktılar görmek istiyordur sanırım. Diğer yandan şu anda ‘Teknoloji hazır ama biz bunu araçlara koymayalım’ veya ‘Otonom aracı atalım gezsin şuralarda’ yaklaşımları da seçenek değil. “

Mobilitenin otomotiv gibi donanımlı bir hale gelmesi için zamana ihtiyacı varsa, bunun için takvim hangi yılı, sosyo-ekonomi hangi koşulları ve şans okları hangi ülkeyi gösteriyor? Serkan İmpram, 5-10 yıl öncesinde üreticilerin 2020’de seviye 3 ve üzeri otonom araçların yollarda olacağı tahmininde bulunduğunu, ancak bu günlerde bu tarihin 2030 yıllarına atıldığını söylüyor. Dr. Serkan İmpram, günümüzde geliştirilen ve test edilen Seviye 2 otomobillerde gerektiğinde kontrolü insanın ele alabilmeniz gerektiğini, aynı zamanda aracın insanı uyardığını ve bir şekilde tekrar direksiyona insanın sahip olmasının beklendiğini belirterek nihai Seviye 4’e ulaşmanın 2040 yılını bulacağı tahminine katıldığını ifade ediyor. Bu tahminin altında yatan gerekçeleri ise şöyle açıklıyor: “Her şeyin dijital olması, araçların birbirleriyle konuşması, otonom özellikleri olan ve olmayanların beraber aynı trafikte bulunması… Yapabileceğim hareketlere karşı sağımdaki, solumdaki veya arkamdaki otonom araçların karar vermesi, tüm bunlar 2040 yılını bulur.”

SİGORTA SORUNU

Teknolojinin olgunlaşması ve araçların yola çıkması için sigorta sorununun çözülmesi gerektiğine de vurgu yapan İmpram, diğer yandan sürücüsüz araçlarla olmayanların aynı trafik ortamında yer alması için gereken düzenlemelerin zaman alacağına işaret ediyor.

Kendisini dönüştürmesi gereken otomotiv sektörünün oyuncularından bazılarının, “Tam otonom ulaşım sistemi mümkün değil” şeklindeki yorumlarına da kulak verdiğini belirten İmpram, araç sürmenin hem psikolojik hem de sosyolojik çıkarımları bulunduğunu, aynı zamanda da nesil meselesi olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Kendimden örnek verecek olursam, sabah işe gelirken dur-kalk trafikte araç otonom olsa da birşeyler okusam, e-maillere baksam, işlerimle ilgilensem diyorum. Öte yandan da yolun uygun, boş olduğu yerlere gittiğimde de ben çok zevk duyuyorum araba kullanmaktan. Böyle zamanlarda araç otonom olsa da etraftaki yeşillikleri seyretsem diye aklımdan geçmiyor. Bugünkü nesildeyse benimki gibi bir his yok mobiliteye ve araçlara karşı. Onlar otomobili A’den B’ye götüren, tam anlamıyla bir araç gibi görüyor. Otomobil sahibi olmakla ilgilenmiyorlar pek. Bazıları diyor ki, işte bu sebepten dolayı daha mı az satacak otomobil firmaları.

Diğer bakış acısı da şu; otonom özellikli araçlar yaygınlaştıkça bugün araba kullanamayan insanlar da trafiğe girmeye başlayacak. 70-80 yaşında insanlar araçlara binip bir yerden bir yere gitmeye başlayacak. Bu ne demek? Acaba daha fazla araca mı ihtiyaç olacak? Aynı zamanda diyelim ki siz işe gideceksiniz ve bir araç çağırdınız ama çocuğunuz da okula gidecek, ona da bir araç lazım mesela. Belki yaşlı anneniz de başka bir araca ihtiyaç duyacak.

Bazıları işe ekonomik yönden bakıyor. Mesela bir araca binlerce TL vereceğime o parayı başka bir yerde değerlendirsem, ihtiyacım olduğunda, 30- 40 TL’ye taksi kullansam diyor. Bazıları diyor ki evet, işte bu sebepten dolayı daha mı az satacak otomobil firmaları. Diğer bir yandan da demin bahsettiğimiz gibi bu araçlar, araçların yanında sunulacak diğer araçlarla belki oradan bir anahtar çözüm gelişecek.

Başka bir bakış acısı da şu, otonom özellikli araçlar yaygınlaştıkça bugün araba kullanamayan insanlar da trafiğe girmeye başlayacaklar. 70-80 yaşında insanlar araçlara binip bir yerden bir yere gitmeye başlayacaklar. Bu ne demek? Acaba daha fazla araca mı ihtiyaç olacak? Aynı zamanda diyelim ki siz işe gideceksiniz ve bir araç çağırdınız ama çocuğunuz da okula gidecek, ona da bir araç lazım mesela. Veya ikinci bir çocuğunuzla veya belki de yaşlı annenize. Bu sektörün nasıl şekilleneceğini hesaplamak kolay değil.”

Mobilite, sadece elektrikli otomobillerden ibaret olmayacak. Kent yaşamı bu platforma otomobil kadar, 2-3 tekerlekli başka araçları da dahil ediyor. Otomotiv sektörününse yakın geleceği belirleyen bu önemli etkenleri gözönünde bulundurması ve kademeli olarak dönüşmesi bekleniyor.

“Tam mobil trafik sistemine” ise, tam dijitalizasyona, yani araçların ve cihazların birbiriyle konuşmasına muhtaç. İmpram, mobil trafik ortamını oluşturacak dijital-akıllı araç-yol sistemi ve gelişme süreciyle ilgili şu tahminlerde bulunuyor: “Şu anda Almanya’da, İngiltere’de de dijital yolla ilgili bazı çalışmalar var. Amerika’da da birçok eyalette, otonom araçların testlerine izin veriliyor. Ancak tam mobil bir ortamdan bahsediyorsak, arabayla giremeyeceğiniz yerler olacak. Araç üreticileri bu nedenle bundan böyle farklı bir portfolyo oluşturmaya başlayacak. Scooter, bisiklet gibi her tür aracın olduğu bir servis sunacaklar. Diyelim ki kent merkezine otomobille gideceksiniz. Emisyon nedeniyle ceza yememek için veya otonom aracın giremeyeceği bir yol olduğu için inip scooter veya bisiklete binip yolunuza devam edeceksiniz. Elektrikli scooter’larin otonom araçlarla birleştiği bir servisin olduğunu düşünün.”


“Yazılımda fark yaratabiliriz, kalifiye eleman yetiştirmeliyiz”

AVL Türkiye Genel Müdürü Dr. Serkan İmpram, Türkiye’deki yazılım ve kalifiye eleman potansiyelini ve Türkiye’nin otonom araç pazarında “hızını artırarak” nasıl “yer kapabileceğini” şöyle anlatıyor:
“Şu an ekibimiz 30 kişi civarında. Yüzde 20’si doktoralı, yaş ortalaması 29. AVL bizim önümüzü tamamen açılmış durumda. ‘Gidebildiğiniz kadar gidin’ diyen bir merkezimiz var. Bu nedenle enteresan projelerimiz oluyor, enteresan projeler de olunca daha iyi mühendisleri çekebiliyorsunuz. Zira biz yurtdışından eleman transfer edebildik. Enteresan işlerden kastettiğim mesela TÜBİTAK’ın desteklediği 3 otonom projesi firmasından biriyiz. Hatta ilk destekleme kararı verdiği firmayız.
AVL bir danışmanlık ve mühendislik firması. Cirosunun yüzde 10’unu AR-GE’ye ayırıyor. Bu çok yüksek bir rakam. En büyük otomotiv üreticilerine bakın, bu oran yüzde 3-7 arasındadır. AVL‘ye bilgi birikimi, tecrübe know-how insanlar bunun için geliyor. Milyonlarca seri üretim hatları olan bir firma değil. Tamamen projeler yaparak çalışmalarını sürdürüyor. Uzmanlık, böyle birşey.

Biz AVL Türkiye olarak yaklaşık 3 sene önce laboratuvar ortamında başladık, sonra simülasyon ortamına, ardından da maket araçlara geçtik. Şimdi gerçek araca inmiş durumdayız. Ford Otosan ile yaptığımız platooning projesi de aynı süreçte gelişti. Platooning‘e otonom konvoy diyebilirsiniz. Tren katarı gibi. Mesafeyi bozmadan, tren vagonları gibi birbirini takip ederek gitmekten bahsediyoruz. Aynı mesafedeki yola daha çok araç sığdırabiliyorsunuz. Yolu çok daha verimli kullanabiliyorsunuz ve yakıt tüketimi azalıyor.

KATMA DEĞERİMİZ YÜKSEK OLSUN

İşin en önemli kısmı, yazılım tarafı. Çünkü bu iş için gerekli sensörler, radar, kameraları üreten firmalar var. Bunları bir ücret karşılığında alabiliyorsunuz. ‘Dünyadaki otonom araçların yüzde bilmem kaçının sensörlerini ben Türkiye’de üreteyim’ diyebilirsiniz. Ama katma değeri ne kadar bu işin? İşin esas kısmı yazılım ve bu tarafı çok kritik. Türkiye buralarda fark yaratılabilir. Otomotivde inovasyonun en az yüzde 90’ı elektrik elektronik ve yazılımdan geliyor. Bu yüzden kalifiyeli eleman yetiştirmeniz lazım.”

Kadın mühendisler özendiriliyor

AVL Türkiye, her yılın aralık ayında “Kadın mühendislerle buluşuyoruz” isimli bir etkinlik düzenliyor. İlan veriyor ve üniversite üç veya son sınıftan 20 kadın mühendisi bir gün ağırlayarak erkeklerin egemen olduğu otomotiv dünyasında kadın mühendis olmanın nasıl bir his olduğu anlatılmaya çalışılıyor. AVL Türkiye, kadınların otomotive ilgisinin giderek arttığını gözlemlemiş.


AVL Türkiye Genel Müdürü Dr. Serkan İmpram

Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nin ardından Manchester Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri alan Serkan İmpram, profesyonel kariyerine İtalya’da başladı ve 3 yıl sonra Türkiye’ye döndü. 2009 yılında AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye’ye katılan Dr. İmpram, Nisan 2018’den bu yana AVL Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyor.




Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close