Genel

Pepper’ı güldürecek Türk bilimadamı: Sadi Vural

Yüz tanıma, son yılların en tartışmalı yapay zeka uygulamalarından biri. Güvenlik kameralarında, havalimanlarında, bankalarda ve cep telefonlarında imza yerine kullanılan bu teknolojinin uygulama alanları hızla artıyor. Bu teknolojinin dünyadaki en iyi uygulayıcılarından biri, 18 yıldır bu konu üzerine kafa yoran ve yaklaşık 25 yıldır Japonya’da yaşayan Türk bilimadamı Dr. Sadi Vural. 12 yıl önce Japonya’da kurduğu Ayonix yüz tanıma şirketiyle bu teknolojiyi G20, Birleşmiş Milletler ve gizli istihbarat teşkilatlarına taşıyan Vural, sadece dünyanın en büyük kurumlarının kendisini emanet ettiği bir kişi olmamış, aynı zamanda bu teknolojinin insan faydası için nasıl kullanılacağıyla ilgili de ilginç projeleri var.
Kasım ayında İstanbul’da düzenlenen Türk-Japon İnovasyon Zirvesi 2019 için Türkiye’ye gelen Dr. Sadi Vural, bu teknolojinin kullanım alanlarının nasıl gelişebileceğini anlattı.

Ş.G.: Güvenlikte yüz tanımanın başarı oranı nedir?

S.V.: Bu alanda 18 yıldır çalışıyorum. Bu kadar zaman içinde bilgisayar teknolojileri gelişti ama gelişmeyen bir şey var, sistemler halen aynı. Yüz tanımada hata oranın hiç kimsenin umurunda değil. Hata çıkarsa ürünü satamayacağından dolayı bir korku var orada. Piyasanın yüzde 99’u böyle. Japon modeli biraz daha farklı. Japonlar daha çok kurumsallık üzerine gidiyor. Bu, benim karakterime de uyuyor. Bu iş benim çocuğum gibi aslında. İnsanlar yüz tanımanın güvenlikle ilgili kullanmasından biraz rahatsız . ‘Ben senin düşmanın mıyım, değilim’ diyorlar. Ama peki ya yüz tanıma insanın toplum içinde kendisini geliştirmesi için kullanılıyorsa? Mesela ben yolda yürürken size ‘Merhaba’ desem, ‘Gülümsesem?’ hoşunuza gitmez miydi?

Ayonix’in kurucusu Dr. Sadi Vural
Türk-Japon İnovasyon Zirvesi 2019’da

Ş.G.: Bu teknolojiyle insanı nasıl güldürebilirsiniz?

S.V.: Siz biraz önce güldünüz, sizin güldüğünüzü görünce ben de etkileşim halinde size gülüyorum. Bu hizmet sektörü için çok önemli bir konu. Müşteri gülümsüyor mu, gülümsemiyor mu. Tüm şirketler, kurumlar bununla ilgileniyor. Mutlu, kızgın, öfkeli yüz tanıma bu duyguları yüzde 100’e yakın kesinlikte tespit ediyor.
Hastanelerde kameralar var ya, istisnasız güvenlik amacıyla kullanılıyor. Japonya ise bir kişi kuyrukta ya da oturduğu yerde ne kadar süre bekliyorsa o süreyi kısaltmak amacıyla kullanılıyor. Eğer hasta çok bekliyorsa hemen bir görevli geliyor, ‘Efendim özür dileriz, sizi bekletiyoruz bir şey ister misiniz’ diye soruyor. Japonya’da işyerinde gülen, müşteriyi memnun eden çalışanlara bonus, para veriliyor. Artık dünyada da firmalar müşteriyle olan diyaloğu arttırmak amacıyla eğitim veriyor. İran ve Meksika’dan gelen talepler arasında insanları güldürmek gülümsetmek içen eğitmek vardı. Sabah-öğle-akşam firma çalışanları kendilerini birkaç dakika eğiterek gülmeye çalışıyor. Günde üç kez yapılan bu eğitim gün boyunca personelin gülmesini sağlıyor. Bakın bu çok önemli bir konu. İnsanların gülmesi çok motive edici. Bu nedenle yakında Softbank‘in ünlü Pepper sosyal robotlarına Ayonix‘in yüz tanıma sistemi entegre edilecek.


Ş.G.: Bu müthiş bir işbirliği.

S.V.: Söz gelimi mağazalarda, kurumlarda insanları karşılayan Pepper, gülümseyen müşteri önüne gelecek ‘Hoş geldiniz’ diyecek ama gülümsemeyenin önüne gelmeyecek. Bunun gibi örnekleri artırmak istiyorum. Bazı markalara bu hizmeti ücretsiz vereceğim. İnsanların aklına ilk önce mağazada hırsızlığı tespit etmek geliyor, ama bakın böyle bir kullanım alını da var.

Ş.G.: Batıda daha çok güvenlikle özdeşen bir konu. Neden?

S.V.: Fransa, Rusya, İngiltere, Brezilya, ABD gibi ülkelerde güvenlik sorunu çok çıkıyor, bu doğru. Sanırım bu ülkedeki göçmenler, ‘Burası bizim ülkemiz değil, mutlaka bir zaman sonra ülkeme dönerim’ diye düşünüyorlar. Meksika‘da hem polis hem de uyuşturucu tacirleri istedi benden bu teknolojili. Polis suçluları için, uyuşturucu tacirleriyse sivil polisleri bulmak için istiyor.

Ş.G: Yüzde gözlük veya maske varsa işe yaramıyor değil mi? Mesela ünlü grafittici Banksy’nin yüzünü ortaya çıkarabilir misiniz?

S.V.: Göz kenarları açıksa yüz içindeki derinlikten burnun kıvrımından, yüz hatları yüzde 80 kesinlik oranıyla çıkarılabilir. Bu yüzü sonra 3D ortamda şekillendirebiliyoruz.

Ş.G.: Bu teknolojinin insan yararına kullanılması için bir sonraki hedefiniz nedir?

S.V.: Hastalık analizi. Batıda önleyici tedavi (preventive care) olarak bilinen sisteme katkı yapacak bir uygulama. Hani eskiden insanlar, hastaların yüzüne bakıp anlarmış ya, onun gibi. Kanser vakaları çok arttı. Ben bu hastalığın çok erken bir şekilde tespit edebileceğimi iddia ediyorum. Hastalık birinci aşamaya gelmeden tespit edilebilir. Yüzde incelenebilecek yaklaşık 50 bin tane özellik var ve bunlar bu hastalıkla birlikte değişiyor. İlk testlerini yaptım ve yüzde 55 civarında bir başarı elde ettim. Bundan sonra amacın çok fazla detayı inceleyip bu oranı yüzde 99’a çıkarmak. Hazırlıklarımı çok hızlı bir şekilde yapıyorum ve bunu bir cep telefonu uygulaması haline getirmeyi planlıyorum. Diğer yandan İngiltere ve Avustralya‘da Alzheimer hastalığı ve göğüs kanserini tespit etmek üzerinde çalışıyoruz. Başka çılgın bir projem daha var, yapay zekayı medyum haline getirmek.

Ş.G.: Çok ilginç bir fikir.

S.V.: Amacım, insanların tavrına, sağlık bilgilerine, kilolu olup olmadıklarına, ağır makyaj yapıp yapmadıklarına, yüz ifadelerine bakarak ve psikoloji durumlarını analiz ederek o kişi hakkında yorum yapabilmek. İnsanın psikolojisi hakkında yorum yapabilecek başlıklarla ilgili veri bankası oluşturacağım. Ardından psikologlarla görüşeceğim. Onların yorumlarını alarak veri analizi yapacağım. Söz gelimi, “Şu şu nedenlerden dolayı şunu yapmanız gerekiyor. Veya şu şu nedenlerden şu tedbirleri almanız gerekiyor” diyebileceğiz. Bu projeyle paralel olarak ilerideki başka projemse yüz tanıma kafesi açmayı planlıyorum.

Ş.G.: Japonya zaten çılgın temalı kafeler ülkesi… Nasıl bir kafe olacak bu?

S.V.: Kafenin içine yerleştireceğimiz kameralardaki yüz tanıma modeli kişiye örneğin, ‘Sen çok mutsuz görünüyorsun, al sana bir bardak nane çayı’ tavsiyesinde bulunacak. İnsanların yüzlerine okuyarak ona göre yiyecek-içecek tavsiyesinde bulunacak. Tokyo‘nun en popüler semti Ginza‘da açmayı planlıyorum ilk kafeyi. Gördüğünüz gibi, ben işimi yaparken aynı zamanda eğleniyorum.

Ishiguro’nun öğrencisi


Osaka Üniversitesi’nden, dünyanın en ünlü robotistlerinden biri olarak kabul edilen Prof. Hiroshi Ishiguro

Çorum’da doğan Dr. Sadi VURAL (46), İstanbul Üniversitesi İngilizce Elektronik Mühendisliği Bölümü‘nden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini Japonya‘nın Kyoto kentinde, doktora eğitimini ise Osaka Üniversitesi Arai Laboratuvarı‘nda tamamladı. Burada dünyanın en ünlü robotistlerinden biri olan ve kendi robotunu yaparak tüm dünyaya ismini duyuran Prof. Hiroshi Ishiguro‘nun öğrencisi oldu. Sony, Rohm, Fujitsu, Toshiba gibi firmalarda uzun süre çip, mikro işlemci ve cep telefonu için mikro işlemci geliştirme projelerinde çalıştı. 2007’de Ayonix Yüz Tanıma Teknolojileri’nii kurdu. Vural ayrıca Osaka Üniversitesi‘nde Ziyaretçi Doçent olarak görev yapıyor.



“Koşu bandında yüzüm kızarınca aklıma geldi”

Dr. Sadi Vural, yüz tanımanın güvenliğin dışında, başka alanlarda da kullanılabileceğini şöyle keşfetmiş: “Gözlerden göz tespiti yüzlerden yüz tespiti yapılabilir mi araştırmalarının popüler olduğu 2000’li yıllarda, ‘İnsanların yüzlerini bulup onların içinde yatan hisleri ortaya çıkarabiliriz’ diye düşünmüştüm ama nasıl yapacağımı hiç bilmiyordum. 2003’te dijital kameralar yeni yeni girmeye başlarken, araştırmalarımda belli bir aşamaya geldiğimde bir şey oldu. Spor salonunda koşu bandında 1 saat nefes nefese koşarken, terliyorum, yüzüm kızarıyor, kalp ritmim 170’lerde atıyor. O anda ‘Karşımda kamera olsa, yüz üzerinden giden akan kan akışı dolayısıyla kanser analizi yapılabilir mi’ diye düşündüm. Bugün yüz renginiz biraz soluk ya da başka gün yorgun görünüyor. ‘Bunların hepsi yüz tanımayla anlaşılabilir’ diye düşündüm ve bu teknolojiyi sağlık alanında kullanmak için araştırmalara başladım.”


Veriyi saklamayan bilgisayar gibi kamera

Sadi Vural’a göre, yüz tanıma teknolojisi için sensör teknolojisinin gelişmesi gerek ancak büyük veriyi analiz etmek için CPU’ların (işlemci) bilgisayarların büyümesi gerekmiyor. Buna örnek olarak geliştirdiği, kendi içinde bir bilgisayar niteliğinde olan yüz tanımalı kamerayı gösteriyor. Vural, veriyi saklamayan, bu nedenle Avrupa Veri Koruma Yönetmeliği GDPR’ı ihlal etmeyen bu kameranın işlemcinin küçük bir kısmını kullanarak veri analizi yaptığını söylüyor.



Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close