Genel

Raftaki ürünü göz önüne çıkaran teknoloji

Tedarik zincirinin güçlü olması bir yana, artık satış-pazarlamada teknolojinin kullanılması, ölçeği ne olursa olsun özellikle de perakendeciler için büyük önem kazanıyor. Bu noktada yapay zeka, bir ürünün rafta nasıl sunulması gerektiğine ilişkin pratik ve akılcı yöntemler sunuyor.
Koç Holding’ten yüzde 90 ve Inventram’dan yüzde 10 oranında yatırım alan Vispera Bilgi Teknolojileri A.Ş, görüntü işleme/makina öğrenmesi yöntemlerini kullanarak inovatif çözümler sunan bir Türk teknoloji firması. İsrail, Almanya, Hindistan, Brezilya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kazakistan gibi ülkelerin de içinde olduğu 17 ülkede hizmet veren Vispera’nın kurucu ortağı ve CEO’su Prof.Dr. Aytül Erçil, sensör ile yapay zekayı buluşturan Shelfsight ve Storesense çözümlerini şöyle anlatıyor: “Storesense, Android ve iOS işletim sistemlerine sahip cihazlara yüklenen bir uygulama üzerinden çalışıyor. Bu uygulama üzerinden çekilen raf fotoğraflarını analiz ediyoruz. Uygulama içindeki konum takibi sayesinde saha ekiplerinin belirlenen kriterlere göre performanslarını da değerlendirebiliyoruz. Diğer ürünümüz olan Shelfsight da rafların üzerine kurulan sabit bir kamera üzerinden çalışıyor. Bu kamerayla gerçek zamanlı olarak stok bilgisini, planogram ( perakende ürünlerinin bir mağazaya veya mağaza rafına nasıl yerleştirilmesi gerektiğini belirten görsel bir temsil) uyumluluğunu ve raf içindeki boşluğu mağaza görevlisine bildirebiliyor ve ürünleri tek tek tanıyabiliyor.

Shelfsight ve Storesense arasında önemli bir fark var. Saha ekipleri mobil kamerayla sadece markete gittiğinde resim çekiyor. Ama sabit kamera olduğunda her 30 dakikada, 10 dakikada veya 5 dakikada resim çekip gerçek zamanlı analizler yapabiliyoruz. Veri miktarı, sabit kamera çözümlerinde daha fazla. O yüzden Cisco ve Intel gibi şirketlerle yaptığımız iş ortaklıkları var. Bu iş ortaklıklarının sonucunda perakende firmasının mağazasına bir tane sunucu koyup bazı analizlerin orada hiç buluta gitmeden hızlıca yapılmasını mümkün kılıyoruz. Storesense ürünümüz, tüm müşterilerimiz tarafından kullanılıyor. Shelfsight ise perakende noktalarında kullanılmak üzere şu an pilot aşamasından ürün aşamasına geçmek üzere.”

Vispera Kurucu Ortağı ve CEO’su Prof.Dr. Aytül Erçil

Peki bu ürünleri satın alanlar nasıl sonuçlar beklemeliler? Satışlarda veya maliyetlerde ne gibi değişikliklere neden oluyor? Bu sorunun cevabını ise Aytül Erçil şöyle veriyor: “Ürün tanıma teknolojisi üreten firmalar, saha operasyonlarında kullanılan iş gücünü ve kaynakları doğru zamanda, doğru alana yönlendirerek verimliliğin artmasını sağlıyor. Böylece üreticilerin operasyonel maliyetlerini yüzde 12 ile yüzde 15 arasında azaltıyor. Saha faaliyetlerini doğru veriyle, doğru zamanda görüntülemek ve olası satış kayıplarını zamanında önlemek ise satış performansına yüzde 15 ile yüzde 18 arasında artış olarak yansıyor. Bu faydayı farklı pazar ve kanal dinamiklerinde çeşitli şekillerde görebiliyoruz. Örneğin, bir müşterimizin geleneksel kanalda ürün dağıtımı yapılan mağazalarda kapsama oranlarını yüzde 400 arttırdık. Başka bir müşterimizde ise satış ekiplerinin mağaza içinde geçirdiği süreyi yüzde 85 azalttık. Yine modern kanalda planogram uygulaması yapan bir müşterimizin planogram uyumluluğunu ve rafta bulunurluğunu artırarak satışlarında yüzde 12 artış elde ettik.
Perakendeci açısından baktığımızda ise bu teknoloji; mağazalarında müşteri trafiğini takip etmek, raflardaki ürünlerin akış hızını mağaza ve raf özelinde görüntülemek, raf diziliminin optimizasyonunu yapabilmek, değerli raflarını anlık ve gerçek zamanlı takip edebilmek gibi türlü faydalar sağlıyor. Perakendecilere özel geliştirdiğimiz sabit kamera çözümümüz yüzde 30 oranında olası satış kaybının önüne geçiyor.”


B2B YERİNE B4B

Vispera kurucu ortaklarından Aytül Erçil, geleneksel B2B (Business to Business) iş modelinin artık yüksek teknolojinin potansiyelini karşılayamadığını belirterek, alternatif olarak ortaya çıkan ve çok da yeni olmayan B4B (Business for Business) yaklaşımının ise hızlı tüketim tedarikçilerinin müşterilerine yani perakendecilere gerçek zamanlı olarak bağlanmasını sağladığını ifade ediyor. COVID-19 salgınının “click and collect” (online alışveriş yapan müşterilerin sipariş ettikleri ürünleri, kargo yoluyla teslim etmek yerine, müşterilerin alması için mağazada tutma seçeneği) , BOPIS –” Buy online, pick up in store” (online olarak satın alınan bir ürünü mağazadan teslim almak) , mağazadan sevkiyat gibi uygulamaların hayata geçmesi çok hızlandığını hatırlatan Erçil, “Gittikçe artan küçük marketlerin sayısı, bu marketleri aynı zamanda stok alanı olarak da kullanma zorunluluğunu getiriyor. BOPIS gibi uygulamaları sunmak ve mağazadan maliyet etkin bir şekilde göndermek için tüm dağıtım merkezlerinizde ve mağazalarınızda doğru stok sayılarını görmek gerekiyor. Gerçek zamanlı envanter doğruluğu olmadan aşırı satış yapma, satış kaybetme veya acele sevkiyat ücretlerine maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz” diye konuşuyor.

Bol ödüllü kadın bilimkadını

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği ve Matematik bölümlerinde lisans eğitimini alan Prof. Dr. Aytül Erçil, yüksek lisans eğitimini Brown Üniversitesi Uygulamalı Matematik Bölümü’nde tamamladı ve doktora derecesini de 1983 yılında aldı. General Motors Araştırma Laboratuvarı‘nda çalıştıktan sonra 1988 – 2001 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve kurucusu olduğu BUPAM Yapay Görme Laboratuvarı‘nın direktörlüğünü yapan Erçil, 2001 – 2013 yıllarında ise Sabancı Üniversitesi‘nde öğretim üyeliği ve kurucusu olduğu VPALAB yapay görme laboratuvarının direktörlüğünü yaptı. 2006 yılında Prof. Dr. Aytül Erçil‘in kurduğu Vistek ISRA Vision A.Ş., Aralık 2013’de yapay görme konusunda dünyanın önde gelen firmalarından Alman ISRA Vision’a satıldı. Erçil’in çeşitli organizyonlardan girişimcilik ve başarı ödülleri bulunuyor.

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close