Genel

Tekstilin geleceği metaverse’te

Herkes metaverse’ü konuşuyor. Bu sanal dünyanın aslında aşina olduğumuz sanal kısmından başka bize neler sunduğunu, sanal profil oluşturarak alım-satım gibi işlemlerin nasıl yapıldığını, blokzincirin bu teknolojideki yerini öğrenmeye çalışıyoruz.

Potansiyellerle dolu bu yeni teknolojinin oyun sektöründen sonra çıkış yaptığı ilk sektörün tekstil olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dünyanın önde gelen bazı hazır giyim markaları, metaverse söz konusu olunca hızlı hareket etti ve 2021’in son aylarında meta mağazalarını tüketicilere sundu.

Pandemi biz insanların sadece görsele dayalı olarak giysi alabileceğini göstermişti, daha doğrusu bu fikri perçinlemişti. İşin doğrusu, online araştırma şirketlerinin verilerine bakarsanız, tüketicilerin artık geleneksel yöntemlerden çok online alışverişe daha yatkın olduğunu, bu nedenle hem Türkiye’de hem de dünyada şirketlerin dijital yatırımlarını artırdığını göreceksiniz. İşin tüketici tarafı böyle. Peki satıcı tarafı? Veya ihracat tarafı? Bir kumaşı, bir tekstil ürününü görmeden, dokunmadan satın almak mümkün mü? Teknoloji ve özellikle sanal araçlar bu sürece nasıl yardımcı oluyor?

Türkiye’de sayıları az da olsa yeni nesil tekstilciler, bu teknolojilerden yararlanarak  sektörde yeni bir sayfa açıyor. 25 yılı aşkındır örme dış giyim sektöründe üretim ve ihracat yapan Blok Moda, 2010’lu yıllarda bayrağı üç çalışanına devretmiş ve tekstilin ileri teknolojiyle buluştuğu yeni bir sürece girilmiş. Tekstili teknolojiyle buluşturmanın zorluğu nerede? Tekstil dokunmak ve kumaşı hissetmekle ilgili bir sektör değil mi? Bu buluşma sürecinin zorlukları neler? 

UÇTAN UCA DİJİTAL TEKSTİL

Blok Moda’nın kurucularından Ergin Aydın

Blok Moda’nın kurucularından Ergin Aydın’ın bu sorulara cevapları şöyle: “Diğer sektörlere göre son dönem teknolojilerin adaptasonu konusunda zorluklar olduğu doğru. Zamanın şartlarına göre tekstil sektöründe de gelişmeler oldu. Ama son 10 yılı ayrıca ele almamız lazım. Çünkü inanılmaz bir ilerleme kaydedildi teknoloji dünyasında. 

Tekstil sektörü diğer tüm sektörlere göre daha insan odaklı bir sektör. Dünyada en fazla istihdam sayısı tekstil sektöründe. Bizim sektörümüzde teknolojinin gelmesi dolayısıyla hassas bir süreç. Dengeleri korumak inanılmaz önemli. Sadece 6 çalışanla akıllı bir otomobil fabrikası üretim yapabiliyor. En yüksek istihdam sayısına sahip bir sektöre, teknoloji ve dijitalleşmenin gelişi hak verirsiniz ki daha yavaş oluyor. 

Biz 2013 senesinde ilk olarak ‘Numune üretiminde nasıl tasarruf edebiliriz?’ sorusuna cevap aradık. 8 sene önce Türkiye’de bilinmiyorken Güney Koreli bir firma ile anlaşma sağladık. Bu anlaşma sayesinde 3D numune dikimine başladık. Ama iş burada da bitmiyor, çünkü bu 3D numuneleri 2 boyutlu olarak sunmak zorunda kalıyorduk. Sunum teknikleri ile alakalı ciddi AR-GE çalışmaları yaptık. Sonunda oyun motorları ile kendi dijital showroomumuzu oluşturduk. Dijital showroomumuza multimedya desteği ekledik. Son yılların revaçta olan ve daha da ileriye gidecek VR teknolojisini bu sanal dünyaya adapte ettik. Dünyanın neresinde olursa olsun, müşterilerimizle aynı anda sanal dünyada bir araya geliyor ve numunelerini bu showroomlarda gösterebiliyoruz. Geldiğimiz noktada; sanal iplik fabrikamızdaki ipliklerle kumaş yapabiliyoruz, bu kumaşlardan 3D numune dikiyoruz, bu numuneleri müşterilerimizin temalarına göre hazırlanan sanal showroomlarda, yine müşterilerimizin ölçülerine göre yaratılan avatarlarda 360 derece VR teknolojisi ile sunabiliyor, sipariş alabiliyoruz. Bu geldiğimiz nokta, bütünüyle sanıyorum Türkiye ve dünyada bir ilk.”

Bir tekstil ürününü satın alırken emin olmanız gereken sadece kumaşın kalitesi, verdiği his değil; bir manken üzerinde nasıl durduğu veya beden ölçüsünün nasıl alınması gerektiği, dijital ortamda çözülmesi zor konular. Eğer ithalatçıyı uzaktan uzağa ikna etmek istiyorsanız bu konulara “dokunan” teknolojilere yatırım yapmak gerekiyor. Ergin Aydın da tam olarak aynı görüşte: “Fitting (prova) eskiden dijital ortamdaki zor konulardandı. Biz artık hiçbir zorluk yaşamıyoruz. Sanal avatar ve numunelere ne kadar parametre girerseniz o kadar doğru sonuçlar alıyorsunuz. Müşterilerimizin istediği fiziksel özellik ve ölçülere göre avatarlar oluşturuyoruz. Bunun dışında ölçü kabinimiz mevcut. Müşterilerimizin mankenlerinin vücut parametrelerini 3 saniyede alıyoruz.”


Tekstil metaverse’e kayacak, dijital koleksiyonlara hazırlanın

Metaverse ilk ve en etkili şekillerde kendisini göstereceği sektörlerin başında tekstil geliyor. Blok Moda kurucularından Ergin Aydın tekstilde uzun zamandır sanal ortam ve araçların kullanıldığını hatırlatarak, “Biz Blok Moda olarak çok fazla metaverse oluşturmuşuz ama adı yeni kondu veya farkında değildik. Dünyaca ünlü markalar, oyunlarda kullanılan avatarlar için koleksiyon üretiyor. Çok yakında  her bireyin bir metaverse avatarının olacağını öngörüyorum. Fiziki tekstil asla bitmeyecektir fakat ağırlığın metaverse’e kayacağını ve markaların artık dijital ürünler, koleksiyonlar hazırlayacağını söyleyebilirim. 

Bugüne kadar biz büyüklerimizin bizlere bıraktığı dünyada yaşadık ve o dünyanın sınırlarına adapte olduk. Ama sanıyorum kısa süre sonra belirleyicinin, dünyaları yıkan ve yaratanın Z kuşağı olacağını düşünüyorum. Biz Z kuşağına o kadar inanıyoruz ki, başkanı olduğum Tekstil İhracatçıları ve Çalışanları Derneğinde bir Gen-Z komitesi oluşturduk ve tüm bu konuları kendileriyle tartışabiliyoruz.”

AB ülkeleri pandemiyle birlikte teknolojiye geçiş yaptı

Tekstil, dünyayı en fazla kirleten ikinci sektör. Türkiye ihracatının yüzde 60’a yakınını Avrupa Birliği’ne gerçekleştiriyor. Yeşil Mutabakat’ı imzaladığımıza ve dijital dönüşüm ile yeşil dönüşümü paralel şekilde yürürlüğe koymamız gerektiğine göre, artık yeşil ekonomilerden, karbon salımını minimize edecek önlemlerden bahsedebiliriz. Hatta AB’nın Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da devreye girerse bu yeni ekonomik döngü dış ticaretimizi ve büyük bir parçası olan tekstil sektörünü önemli ölçüde etkileyecek. 

Ergin Aydın bu konuda önlemlerin alınmaya başlandığını belirterek şöyle konuşuyor: “Biz her şeyden önce fiziki numunelerimizin üretimini azaltarak karbon salımını ciddi oranda azalttık. Biz yılda yaklaşık 3 bin numune üretiyorduk. Son 1 yıldaki teknolojilerimiz sayesinde numune üretiminde  yüzde 80 tasarruf ettik. Bu tasarrufla 14 bin 400 kg daha az karbon salınımı gerçekleştirdik. 7 bin 200 ton daha az su kullandık. 36 bin avro değerinde enerji tasarrufunda bulunduk. 72 bin m daha az kumaş kullandık.

Önceden 50 numune için 25 gün ayırılıyor ve 112 bin avro masrafımız oluyordu. Şimdi bu 50 numuneyi sadece 5 günde ve 50 bin 400 avro  maliyetle üretiyoruz. Yüzde 55 tasarruf sağlıyoruz.

Biz Avrupa Bölgesi ile çalışan ihracatçılarız. Müşterilerimiz ilk etapta bu teknolojik gelişmelerimizle ilgilenmediler, ihtiyaç duymadılar. Ama acı da olsa pandemi döneminin bize pozitif bir etkisi oldu. 

Pandeminin seyahatlere negatif etkisini biz hiç hissetmedik. Pandemi öncesi önemli müşterilerimize showroom hazırlamıştık ve kendilerine VR gözlük göndermiştik. Fiziken seyahat edemediğimiz için son 2 yılda çok fazla sanal showroomlarımızda toplantı yaptık ve 3D numune üzerinden sayamayacağım kadar sipariş aldık. En önemlisi, müşterilerimizin algılarında ülkemizin itibarını arttırdık.” 

Blok Moda kurucularından Ergin Aydın: “Bazı büyük perakendecilerin mağazaları kapanırken, online markaların gitgide büyüdüğünü görebiliyoruz. Bunların en önemli örnekleri, Amazon, Asos, Boohhoo gibi online oyuncular. Pandemi öncesi zaten güçlenen online alışveriş platformları, günümüzde inanılmaz derecede büyüdü. 5 sene içerisinde de pastanın büyük kısmını alacaklar gibi duruyor.”

 




Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close