Genel

Türk bilimadamı yapay zekayla kansere çare arıyor


Yapay zekanın insan hayatını kurtardığını görmek teknolojinin gelişmesine olan desteği ve yatırımı artırıyor. Yapay zekanın sağlığa ilişkin yarattığı“mucizevi” çözümler arasında en mutluluk vericisiyle kanser teşhisinde yaşanan gelişmeler… Sağlıkta yapay zeka sektörünün 2022’de 5,5 milyar dolara ulaşacağıtahmin ediliyor. Yapay zekanın yakın gelecekte insanlık adına bir tehdit oluşturabileceğine durmadan vurgu yapan günümüzün en popüler teknoloji gurusu Elon Musk‘un yapay zeka üzerine kurduğu tek şirket de sağlık sektöründe. Bu alanda gelecek gören yeni start-up’ların sayısındaki artış ise gözardıedilmemeli. Googleın bu artışı fırsata dönüştürerek kasım ayında Launchpad Studio‘yu kurdu. Launchpad, bu alanda hizmet veren start-up’a ürünün onaylanması ve ürünle ilgili geri dönüş alınması süreçlerinde yardımcıolan teknolojiler sunuyor.
Ülkemizde de sağlık alanında yapay zeka araştırmaları yapılmıyor değil. Bunlarından biri Özyeğin Üniversitesi Yardımcı Doçenti Melih Kandemir’in yapay zeka teknolojisini kanser teşhisinde kullanmak için 2006’dan bu yana üzerinde çalıştığı öğrenen algoritması. Kandemir, geliştirdiği öğrenen algoritmanın 3-4 ayı alan kanser hastalığını tespit süresi 1 güne düşebileceğini ve bunun yüzde 1 oranında hata payıolduğunu söylüyor. Yrd. Doç. Kandemir, dünyanın orta ölçekli hastalarının hemen tamamında kullanılan “hematoksilin-iyozin ile boyanmış biyopsi dokusunun fotoğrafına bakılarak yapılan kanser teşhis ve derecelendirmesi” yönteminden yola çıkılarak teknolojisini geliştirmiş. Böylece bütçesini uygun tutmuş. Kandemir’den 1 yıl içinde Hollanda’daki Radboud Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ndeki hastalarda deneyeceği çalışmasınıdinleyelim:

1.Algoritmanızın ula
şmaya çalıştığı sonuç ne?

Geleneksel yöntemlerde bir hastadan genelde birden fazla doku örneği alınır ve bir doku örneğinden birden fazla doku fotoğrafı çıkartılır. Bu doku fotoğrafları günlük hayatta kullandığımız fotoğraflardan çok daha yüksek çözünürlüğe sahip. Kaliteli bir cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğraf 15 megapiksel çözünürlüğünde. Kanser teşhisindeyse yaklaşık 12500 megapiksel büyüklüğünde ve milyonlarca hücre içeren fotoğraflar kullanılıyor. Patologlar bu devasa fotoğraflardaki tümörlü bölgeleri önce saatler harcayarak el yordamıyla arayıp buluyor, sonra birkaç saniye içinde kanser türünü teşhis ediyor. Bizim yapmaya çalıştığımız, teşhisin tümör bulma kısmınıotomatikleştirerek, patologun tek bir fotoğrafın teşhisi için harcadığı süreyi saatler seviyesinden dakikalar, hatta mümkünse saniyeler seviyesine indirmek. Kanser teşhisini otomatikleştirmenin bir diğer faydası da standardizasyon. Bir kanserin derecesi bir patologdan diğerine yüzde 40’a varan oranlarda farklılık gösterebiliyor. Aynı doku resmine bir patolog şu an baktığında birinci derece kanser derken, bir sene sonra tekrar baktığında ikinci derece diyebiliyor. Patologların içtutarsızlık seviyelerinin yüzde 10’lara varabildiğini gösteren çalışmalar var.

HER TÜRE UYGULANABİLİR

2. Bu yöntem her kanser türünün teşhisi için kullanılabiliyor mu?

Artık kanser türleri arası bilgi transferi yapabiliyoruz. Mesela, ğüs kanseri dokusu fotoğrafları üzerinde eğittiğimiz bir yapay öğrenme modelini artık gırtlak kanseri teşhisinde kullanabiliyoruz. Artık sadece düşük-orta-yüksek gibi taşıdığı bilgi kusurlu ve sınanabilirliği problemli bir derecelendirme yerine artık doğrudan doğruya prognozi, yani hastanın kalan ömrünü ay seviyesinde tahmin edebiliyoruz. Önceden dokunun en az yüzde 20’sini kapsayan büyük tümör bölgelerini ancak tespit edebiliyorken, şimdi 250000×50000 piksel çözünürlüğündeki devasa fotoğrafların içinden 5-10 hücrelik mikrometastaz yapılarınıbulabiliyoruz.

                                 


3.Yapay zekanın insana göre daha kesin teşhiste bulunduğu doğru mu?

ğüs kanseri, hem en yaygın, hem de veri bulmakta en az zorluk çektiğimiz alan. Gırtlak kanseri, lenf kanseri gibi nispeten nadir türlere araştırmalarımızda daha fazla ağırlık veriyoruz, çünküveri ne kadar azsa yapay öğrenme modelinin o kadar akıllı olması gerekiyor. Böylece problem, standart bir mühendislik probleminin boyunu aşıp bilimin sahasına girmiş oluyor. Lenf dokusu, metastazın sıkça görüldüğü bir doku türüdür. Bu metastaz olaylarının erken, yani henüz birkaç hücrelik bir gruptan oluşan bir mikrometastaz seviyesindeyken, teşhisiyse klinik kararların sağlıklı verilmesi için çok önemli. Bu sebeple benim de son dönemdeki araştırmalarım mikrometastatik grupların teşhisine odaklanmış durumda. 20 Gigabyte‘lık devasa bir doku resminin içinde 10-15 piksel-karelik küçücük alanların tespit edilmesinden bahsediyoruz. Bunun insan gözüyle hatasız yapılabilmesi çok güç, yapay öğrenme teknikleriyle ise gayet mümkün. 

4.Bu teknolojinin gündelik hayatımızda yer alması ne kadar zaman alır?

Tıbbi görüntülerden otomatik kanser tanısının en fazla 10 yıl içinde dünya ölçeğinde kullanılan standart bir yöntem olmasını bekliyoruz.


Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close