Genel

Türkiye’nin ilk yapay zeka mühendisleri geliyor

Artık Türkiye’nin de bir “yapay zeka mühendisliği” bölümü var. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, haziran ayında Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) açıkladığı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih kılavuzunda “Yapay Zeka Mühendisliği Bölümü”nün de yer aldığını duyurdu. Türkiye, bu duyuruyla akademik olarak yapay zekanın “öncelikli” olduğunu gösteren bir hamle daha yaptı. Bu bölümün açılmasıyla yapay zekaya lisans seviyesinde hakim uzmanların yetişmesi ve Türkiye’nin akademik olarak dünyanın önde gelen üniversiteleriyle aynı seviyeye ulaşması amaçlanıyor.

Pek çok gencin merakla açılmasını beklediği bu bölüm, Eylül 2019’da 30 öğrenciyi kabul edecek. Bu şanslı öğrenciler resmen Türkiye’nin ilk yapay zeka mühendisleri olacak. 
Bu bölümüne neden ihtiyaç duyuldu? Ülkemizde bu alandaki iş potansiyeli nedir? Bu soruların cevabını Hacettepe Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Bölümü şöyle açıklıyor: “Halen Bilgisayar Mühendisliği programımız yapay zeka alanına dahil edebileceğimiz teknik seçmeli dersler içeriyor ve öğrenciler bu dersleri alarak lisans seviyesinde bilgilenerek mezun olabiliyor. Yapay Zeka Mühendisliği programı ile amacımız, bu çerçevedeki çalışmalarımızın adını koymak, güçlü olduğumuz bu alanı daha da ileriye taşımak ve bu yeni programla öğrencilerin yapay zeka konularına odaklı bir bilgisayar mühendisliği müfredatını takip ederek lisans seviyesinde uzmanlaşma imkanına kavuşmalarını sağlamak.” 

Peki kimler bu bölümü seçmeli? Akademik ve özel sektördeki yeri nedir? Bölümün bu konuya cevabıysa şöyle: “Hem akademi ve araştırma laboratuvarlarında hem de sektörde bu alanda yetişmiş iş gücüne ihtiyaç var. Ortaya çıkan bu ilgi düşünüldüğünde; mezunlarımızın lisans seviyesinde aldıkları iyi eğitimle birlikte hem akademide hem de sektörde büyük bir ilgiyle karşılanmalarını bekliyoruz. Akademi özelinde tamamladıkları lisans çalışmalarını hem ülkemizde hem de yurtdışında iyi lisansüstü programları ile devam ettirme olasılıkları hayli yüksek olacaktır. Ayrıca, mezunlarımızın yapay zeka alanında edindikleri bilgi birikimi onların sektörde istihdamları için bir tercih sebebi olacaktır. Bunlarla birlikte öğrencilerimizin mezuniyetleri sonrasında çok disiplinli çalışmalarda kendilerine yer bulma ve bu çalışmaları yönlendirme olanakları söz konusu olacaktır.” 

Bu bölümün müfredatında ne olacak? Bilgisayar mühendisliğinden farkı ne? İşte bu soruların cevabı: “Yapay Zeka Mühendisliği Programı’nın özünde yapay zeka odaklı bir bilgisayar mühendisliği programı olacak. Mezunlarımızın diplomalarında ‘Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Yapay Zeka Mühendisliği Lisans programından mezun olmuştur’ ibaresi yer alacak. İlk yıl her iki programa kayıtlı öğrenciler ortak bir müfredatı takip ediyor olacak. Yapay zeka programına kayıtlı öğrenciler, yapay zeka alanında uzmanlaşmaya hemen ikinci sınıfta başlıyor olacak. AIN211 Yapay Zekanın İlkeleri, AIN200 Bilgisayarlar ve Etik, AIN212 Yapay Öğrenmenin Temelleri, AIN214 Yapay Öğrenme Laboratuvarı, AIN311 Veri Biliminin Temelleri ve AIN313 Veri Bilimi Laboratuvarı, AIN312 Biçimsel Diller ve Özdevinirler Kuramı bu programdaki staj ve bitirme projesi dersleri dışındaki zorunlu dersleri oluşturuyor. Mevcut müfredatımızda ‘Algı ve Dil’, ‘Büyük Veri ve Yapay Öğrenme’, ‘Medikal Yapay Zeka’ ve ‘Karar Verme ve Robotbilim’ konuları odaklı teknik seçmeli ders kümeleri tanımlanmış durumda. Yakın gelecekte bu ders havuzları yeni lisans dersleri ile genişletilecek.”

“ALAYLI OLMAK YETMEZ, ÖZEL EĞİTİM GEREKLİ”


Prof. Dr. Mehmet Önder Efe (en solda) öğrencilerle…

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Yapay Zeka Programı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Önder Efe, Eylül 2019’da açılacak programla ilgili bizimle şu görüşleri paylaştı: 

“Yapay zeka konusunda ABD ve Çin de çok planlı adımlar atılıyor. Türkiye’nin de bu sürecin içinde olması ve geliştiricilerin arasında olabilmesi için ülkemizde kurumsal evrimini tamamlamış üniversitelerden birinin bu görevi üstlenmesi gerekiyordu. YÖK’ün tercihinin temel sebebi bana göre budur. Kanımca doğru yerde başlangıç yapıldı. 
Şimdilik 30 öğrenci alacağız. Sonrasına dair kararı YÖK verecek. Müfredat oluşturulurken yurtdışındaki örnekleri incelendi. ‘Müfredatı özel sektörün yazması gerektiği’ kısmen katıldığım bir görüş. Bugün dünyanın en büyük şirketlerinin bilişim şirketleri olması özel sektörün bu alanda önemli bir rolünün olacağına işaret ediyor. Çok yakında bu programın da bir sanayi kurulu oluşturulacak ve özel sektörle o noktada işbirliği yapıyor olacağız.
Yapay zeka mühendisliğinin başlangıç müfredatı yakın gelecekte çok ilginç dersler içerecek şekilde genişleyecek. Zaten her disiplinin doğal gelişiminin burada da olacağını öngörüyoruz. Program kuruluşu için verilen dokümanların yıllarca değişmeden kalacağını kimse söyleyemez.
Şu anda programı başlatacak kadromuz mevcut. Programın ilk yılı Bilgisayar Mühendisliği ile aynı olacak. 2’inci sınıftan itibaren farklılaşma başlıyor. Üniversite yönetimi bu program için yeni kadrolar açacak ve bilgisayar mühendisliği ile birbirini tamamlayan bir programlar sinerjisi elde edeceğimizi umuyorum. 
10 yıl önce dünya devi şirketlerin çoğu enerji şirketleriyken bugün çoğu bilişim şirketleri. İnsan kabiliyetlerini belli bir kapasitede kullanabilen ve bunu insanların faydasına sunabilen yazılım, makine ve çözümlerin bilimsel ve ahlaki boyutlarının uzmanlarca ele alınması gerekiyor. Çıkış noktamız da tam olarak bu.
Yapay zeka konusunda ‘resmen uzmanı olmuş’ kişileri yetiştirmemiz gerekli. Alaylı olmak yetmez, bu konuda özelleşmiş olmak gerekiyor. 2012-2017 arasında makine öğrenmesi mühendisine olan ihtiyacın yaklaşık 10 kat arttığını, benzer disiplinlerde de artış olduğunu görüyoruz. Yeterince insan kaynağımız var mı? Hayır. Rekabette “varım” diyebilmek için mutlaka adım atmak gerekiyor.

TRENİ KAÇIRMAYALIM

Yapay zeka konusunda eskiden sistemlerin neden çalıştığını izah etmek güçtü, şimdi resmi kuralları anlaşılmaya başlandı, yani MIT’den Bill Freeman’ın deyimiyle “simyadan kimyaya” geçiş gibi bir noktadayız. Bu noktayı kaçırırsak Yuval Noah Harari’nin Sapiens kitabında dediği gibi teknoloji treni son kez perondan kalkmak üzere, bu treni kaçıranlarla kaçırmayanların geleceği çok farklı olacak. Biz bu hamleyi yapmayı milli bir görev sayıyoruz. Türkiye’nin dünyadaki yapay zeka yarışına kesinlikle dahil olabileceğini düşünüyoruz.
Türkiye’de Ar-Ge yatırımı yapılan her alanda geliştirilecek ürünlerin her safhasında yeni istihdam potansiyeli görünüyor. Yapay zeka destekli ürünlerin kullanımı için özel olarak herhangi bir şey yapmamız gerekmiyor zira bu ürünler hayatımızı kolaylaştıracağı için biz doğal olarak bu ürünlere müşteri olacağız. Önemli olan, üretimini ve tasarımını kendimizin yapması. Yapay zeka mühendisliği programının ve kurulacak yeni programların da amacı bu olmalıdır diye düşünüyorum.”

Hacettepe Üniversitesi’nin Yapay Zeka Programı’nda ders verecek öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Önder Efe, “Hayatını yapay zekayı merak ederek geçirmiş, özel olarak konuyu merak eden gençlerimiz programa ilgi gösterecekler diye bekliyorum, bu nedenle mezun profilinin de çok yüksek olacağını düşünüyorum” diyor.


Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

En iyiler yapay zeka bölümü açıyor

Geçen yıl A.B.D.’de Carnegie Mellon University (CMU) Bilgisayar Bilimleri Bölümü altında sonbaharda yapay zeka lisans programını açacağını duyurdu. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), de geçen yıl yeni bir yapılanmaya gideceğini School of Computing adıyla yeni bir fakülte kuracağını ve bu fakülte bünyesinde yapay zeka da dahil olmak üzere yeni lisans programları açacağını ilan etti. Kanada’da derin öğrenmeye şekil vermiş bir üniversite olan Toronto Üniversitesi de lisans seviyesinde yapay zekada uzmanlaşma imkânı sunan bir lisans programına çok yakında öğrenci alacak. İngiltere’de Edinburgh, Birmingham, Sheffield üniversitelerinde Bilgisayar Bilimleri bünyesinde Yapay Zeka ve Bilgisayar Bilimleri lisans programları mevcut. Uzakdoğu’dan bir örnek ise Hong Kong Çin Üniversitesi’nin yeni öğrenci almaya başladığı Yapay Zeka Sistemleri ve Teknolojileri adlı mühendislik lisans programı. Son olarak geçtiğimiz haftalarda işadamı Stephen Schwarzman, MIT‘ye yaptığı 350 milyon dolarlık yatırımın ardından, geçtiğimiz haftalarda dünyanın diğer en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi’ne yapay zeka çalışmaları için 150 milyon Sterlin değerinde bağışta bulundu.

Neden lisansüstü değil de lisans?

Prof. Dr. Mehmet Önder Efe, yapay zekanın lisans programında okunmasıyla ilgili avantajları şöyle açıklıyor: “Yüksek lisans seviyesinde, yapay zekanın sadece belirli alt alanlarında uzmanlaşma imkanı verirken, tüm konuları kapsayabilmek zor olmaktadır. Ayrıca konu ile ilgili pratik yapma olanağı daha az. Yapay zekaya yönelik bu bütünsel program ile yapay zekanın farklı konularında özelleşmiş geniş bir yelpazedeki dersler ilgili yoğun matematik altyapısı ve ilgili laboratuvarlarla birlikte desteklenerek, konuda çok daha erken uzmanlaşmak mümkün olacak, bu sayede hem sanayi hem de akademiye yönelik mezunlar yetiştirilecek.”

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close