Genel

Yapay zeka kara para aklayanların ve insan kaçakçılarının peşinde


İleri teknoloji sadece Covid-19 pandemisi değil, insanlık için son derece hayati başka sorunlara da son zamanlarda el atmış durumda. Bunların başında insan kaçakçılığı ve terör gibi suçları besleyen kara para akışını durdurmak geliyor. İnsan hayatına kasteden sorunları çözmek için yapay zeka ve blockchain gibi kilit teknolojiler görev başında.
Kara para aklamak sadece finansal değil, sosyolojik bir yıkıma de neden oluyor. Her yıl aklanan kara paranın küresel gayrisafi milli gelirin yüzde 2-5 arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu, yaklaşık 2 trilyon dolara yakın bir para demek. Peki teknoloji bu devasa rakamların insanlığın aleyhine işlemesine nasıl yardımcı olabilir? Bu konuyu kara parayı aklama karşıtı hareket eden, terör finansmanını engellemeye çalışan ve şirketlerin bu insanlık suçuna alet olmamaları için uyum politikalarını teknoloji aracılığıyla sağlamaya çalışan Chicago merkezli Guidehouse Danışmanlık firmasının New York ofisinde direktör yardımcısı olarak çalışan Balkı Aydın ile konuştuk.

Balkı Aydın

Guidehouse‘un bu büyük soruna nasıl bir çözüm yolu izlediğiyle ilgili Aydın şöyle konuşuyor: “Müşterilerimizin büyük çoğunluğu bankalar. Ancak ödeme sistemleri, kripto firmaları ve sigorta şirketleri de müşterilerimiz arasında. Küresel bir ölçekte iş yaptığımız için Amerika’nın en büyük bankalarıyla da çalışıyoruz, dünyanın farklı yerlerindeki yerel bankalarıyla da. AML (Anti Money Laundering-Kara Para Aklamayla Mücadele) ve uyum artık giderek her alanda kendini göstermeye başlayan bir alan olduğu için ilerleyen zamanlarda çok daha fazla sektörde AML departmanlarını görmeye başlayacağız.
Her müşteriye sunduğumuz çözüm ihtiyaçlara göre farklılık gösteriyor. Örneğin, AML programındaki yetersizlikler sebebiyle ceza almış bankaların, AML ve uyum programlarının risk değerlendirmesini ve iyileştirmesini yapıyoruz. Ayrıca müşterinin tanınması ve transfer işlemlerinin gözden geçirilmesi gibi hizmetler veriyoruz. “


BİLGİLER DEĞİŞTİRİLEMİYOR

İnsan kaçakçılığıyla mücadelede blockhain teknolojisinin nasıl kullanıldığını gelince, Balkı Aydın şunları anlatıyor: “Günümüz küresel dünyasında, kullandığımız ürünler oldukça komplike bir tedarik zincirine sahip. Blockchain teknolojisi üretim surecini şeffaf hale getiriyor ve işe alım sürecinde ve sonrasında belgelerin değiştirilmesine engel olunuyor. Örneğin, tedarik zincirinde çalışanların parmak izi veya göz tanıma sistemleri ile toplanan biyometrik bilgileri ile sanal kimlikler oluşturuluyor ve çalışanların kimliklerine el konularak onları kontrol etmenin önüne geçebiliyor. Aynı şekilde insan kaçakçıları, kağıt üzerinde yapılan sözleşmeleri sonradan değiştirerek ağlarına düşürdükleri kişileri çalışma saatleri, maaş, yapılacak isin tanımı ya da lokasyonu gibi konularda kandırabiliyorken, blockchain ile bütün taraflarının katılımı olmadan bu tarz değişimlerin önüne geçilmiş olunuyor.”

Yapay zekanın bu sistemdeki faydalarına gelince Balkı Aydın, “Yapay zekada ise toplanan verilerin analizi ile tedarik zincirinde insan kaçakçılığı ve zorla çalıştırma konusunda riskli tarafları belirleyebiliyor. Örneğin, Diginex adlı blockchain firması ve The Mekong Club isimli organizasyon ortak bir proje geliştirip eMin uygulamasını geliştirdi. Malezya, Tayland ve Bahreyn’de pilot proje gerçekleştirdiler. Bu uygulama özellikle göçmen ve işten çıkarılma riski yüksek işçilerin korunması açısından önemli bir adım. Çünkü uygulama sayesinde iş sözleşmeleri hem çalışanlar hem de işverenler tarafından her zaman görülebiliyor ve iki tarafın da rızası olmadan sözleşmelerde bir değişikliğe gidilemiyor. Böylece şirketler doğrudan parçası olmadıkları tedarik zincir halkalarını kontrol etme fırsatı buluyor” diye konuşuyor.

Gıdanın izini sürebilen teknoloji

Guidehouse Danışmanlık Direktör Yardımcısı Balkı Aydın:

World Wildlife Foundation (WWF-Dünya Doğayı Koruma Vakfı), 2018 yılında Consensys ve TraSeable isimli iki teknoloji şirketiyle Pasifik Adaları’nda bir pilot proje gerçekleştirdi. Bu projenin hedefi tedarik zincirini yakından takip ederek kaçak balıkçılık ve insan kaçakçılığının önüne geçmekti. Ton balığı kutularının üzerindeki QR kodu ile tüketiciler akıllı telefonlarını kullanarak satın almak üzere oldukları ton balığının nerede ve hangi şartlarda yakalandığından, avlanma yöntemine kadar ürünün yolculuğunu şeffaf bir şekilde üreticilere sunmayı başardı.”

Bankalar ve üretim süreçleri daha şeffaflaşacak

Balkı Aydın:
Bankaların AML (Kara Para Aklamayla Mücadele) alanında giderek daha fazla teknolojik gelişmeleri, özellikle yapay zekayı kullanmaları bekleniyor. AML alanındaki trendleri dünyada Amerika belirliyor ve Amerika’daki regülatörler de AML alanındaki teknolojik gelişmelere daha fazla yeşil ışık yakmaya başladı. Bunun yanısıra, bankalar insan kaçakçılığının finansal sisteme çok fazla entegre olduklarını fark ettiler. Şu anda bu konuyla ilgili bilgi ve farkındalığı artırma konusunda inanılmaz bir talep yaşanıyor. Bu çok güzel bir gelişme. Ayrıca, tedarik zincirlerinde daha fazla üretim takibi bekleniyor. Artık bilinçlenen tüketiciler, kullandıkları ürünlerin kimler tarafından, ne şartlar altında üretildiğini bilmeyi talep ediyor. Küresel firmalar da yaptıkları işbirlikleriyle çözümler üretip, daha şeffaf bir üretim süreci oluşturmaya çalışıyor. Daha yolun çok başındayız ancak sürecin oldukça umut verici olduğunu söyleyebilirim.”

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Ayrıca Bakınız

Close
Close
Close