Genel

Saç ekme klinikleri dikkat: Kelliğe son verecek yeni bir çalışma ümitleri artırdı

Ulusal Tayvan Üniversitesi’nden bilim insanları, kellik tedavisinde umut verici bir gelişmeye imza attı. Araştırmacılar, farelerde saç köklerinin çevresindeki yağ hücrelerini uyararak sadece 20 gün içinde saç çıkışını yeniden başlatmayı başardı.

Bu çalışma, uzun süredir bilinen bir gözlem üzerine kuruldu: Ciltte hafif tahriş veya küçük yaralanmalar bazen saç çıkışını artırabiliyor. Ekip, bu etkinin nedenini ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılıp kullanılmayacağını araştırdı.

Deneylerde farelerin tüyleri tıraş edildi ve ardından hafif kimyasal ya da ısıl işlemle küçük cilt tahrişi oluşturuldu. Bu tahriş bölgeye bağışıklık hücrelerini çekti. Makrofaj adı verilen bu hücreler, yağ hücrelerine sinyal gönderdi. Yağ hücreleri serbest yağ asitleri salgıladı ve bu yağlar, uyku hâlinde bekleyen saç köklerini uyararak yeniden büyüme sürecini başlattı.

Araştırmacılar daha sonra bu yağ asitlerini içeren bir serumu doğrudan cilde uyguladı. Bu yöntem, herhangi bir cilt hasarı oluşturmadan yine yaklaşık 20 gün içinde saç çıkışını tetikledi.

Bu yöntem şimdilik yalnızca dinlenme dönemindeki saç köklerinde işe yarıyor. İnsanlarda saç kökleri her telde farklı aşamalarda olduğundan, aynı etkiyi toplu şekilde oluşturmak daha zor. Bu nedenle yöntemin insanlar üzerinde etkili olup olmayacağını görmek için klinik çalışmalar planlanıyor.

Yöntem kolay uygulanabilir, hızlı ve vücudun doğal süreçlerini kullanıyor. Yağ asitlerinin zaten insan vücudunda bulunuyor olması da güvenlik açısından avantaj olarak değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, cilt tahrişinin bu zincirleme biyolojik tepkiyi tam olarak nasıl başlattığını da araştırmayı sürdürüyor. Ancak ilk sonuçlar, gelecekte saç dökülmesi tedavisinde yeni bir kapı aralayabileceğine işaret ediyor.

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close