Genel

Paketi memlekete ulaşmadı, uygulama geliştirdi

Ülkemizde ticaretle uğraşanların çoğu, risk almak istemez. Bu nedenle tüccarlar bilmedikleri alana girmek istemez. Ama kariyerine 12 yıl turizm rehberliği, ardından da butik otel işletmeciliği yapan Onur Yiğit’in ticarete bakışı, pratik hayatında yaşadığı kötü bir deneyimle değişmiş. Tıpkı filmlerdeki gibi…

Hikayenin başlangıcı şöyle: Yük Cebinde Kurucu Ortağı Onur Yiğit, 2015’te baba mesleği nakliyecilik devam ettiren ve İstanbul’a yük getiren kamyoncu arkadaşına rastlar. Memlekete geri dönmek için yük aradığını söyler. Yiğit, arkadaşının tahminince yükü hemen bulup ertesi gün memlekete ulaşacağını düşünerek ailesine iletmek üzere arkadaşına bir paket verir. Ertesi gün, paketi ailesine ulaştırıp ulaştırmadığını sorduğunda, arkadaşı hala yük bulamadığını söyler. 

Ampul o anda yanar. 

DİREKSİYON BAŞINDAN İNMEDEN SEÇME ŞANSI

Hikayenin geri kalan kısmını Yiğit’ten dinleyelim: “Arkadaşım 3’üncü gün de yük bulamadı. Ben de böyle durumlarda nasıl çözüm ürettiğini sorduğumda genelde tanıdığı nakliye ofislerinin mesajla yükleri bildirdiğini veya tanıdığı ve yükü olan fabrikaların onları aradığını söyledi. Kendisine neden internetten lojistik firmalarıyla iletişime geçmediğini sorduğumda, bana bir lojistik firmasının sitesini gösterdi. Alt tarafı 10-15 adet yük sevkiyatı vardı ve bunlar ne kadar günceldi bilmiyorduk, kaldı ki zaten istediğimiz rotalara yükü yoktu. 

Bir turizm rehberi olarak bunu düşünmeye araştırmaya başladım ve gerçekten bu sorunları çözebilecek bir uygulama olmadığını farkettim. Yazılım firmaları ve lojistikle alakalı olan kişilerle görüştüm. Yükü olan firma ve fabrikalar ile taşıma aracı olan nakliyecileri dijital platformda toplayıp aracılık yapmak fikrimi herkes beğendi. Bir yıl sonu tüm süreçleri tamamlayıp sektöre giriş yaptım.” 

Yük Cebinde, nakliyecilerin TIR’larından inmeden direksiyonun başındayken bile uygulamaya girip Türkiye genelindeki  tüm yükleri görüp seçim yapabilme şansı veriyor. Bunun yanında sevkiyat yükleri olan firma ve fabrikalar da uygulamadan yüklerini paylaşıp taşıma işi yapan nakliyecilere ulaşabiliyor. Yük Cebinde, son 2 yıldır yapay zekayı da kullanarak Türkiye genelinde üyesi olmayan ancak sevkiyat yükleri olan ve nakliye araçları olup da yük arayan nakliyecilere ulaşmaya başlamış. Yük Cebinde sosyal medya platformlarında paylaşılan ilanları takibe alarak üye olmayan ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor.

Yük Cebinde Kurucu Ortağı Onur Yiğit

Günde 500 bin sevkiyat yükü, 2 milyon nakliye aracı

Yük Cebinde Kurucu Ortağı Onur Yiğit, Türkiye’de günlük ortalama 500 bin adet sevkiyat yükünün ve yaklaşık 2 milyon nakliye aracının bulunduğunu belirterek, bu dev sektörü organize etmenin kolay olmadığını, Yük Cebinde dijital ortamda lojistiğin kolay ve hızlı bir şekilde işlemesine destek verdiğini söylüyor. 2020 yılı itibariyle yurtdışı yüklerine aracılık yapmaya başlayan Yük Cebinde, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle büyük avantajları olduğunu, yatırım almaları halinde 5 yıl içerisinde sektörün yüzde 1’ine hakim olup en az 30 ülkede ofis açmayı planlıyor.

Tags
Show More

suleguner

Yapay zeka ve robotik konularında uzman, İstanbul merkezli gazeteciyim. Sadece bu iki alanda yazan tek Türk gazeteci-yazarım. Aralarında Türkiye’nin en çok satan ekonomi dergisi ve bir İngilizce gazetenin de bulunduğu Türk medyasına ait yayınlara yazıyorum. Türkiye'nin kamuoyuna açık ilk yapay zeka ve robotik anketini 2018'de gerçekleştirerek, insanların bu iki kavrama nasıl baktığını inceledim. Detaylarını site de bulabileceğiniz "beyaz yakalı ve lisans-yüksek lisans üstü öğrencilerden" oluşan iki grupla yaptığımız anket sonuçlarında öne çıkan iki veriyi aktarmam gerekirse, yapay zeka öğrencileri çalışanlardan daha çok korkuyor. Beyaz yakalılar ise robotlardan gençlere göre daha az korkuyor. Türkiye genelinde yapılan ankete göre yapay zekanın hayatımıza giderek daha çok dahil olması veya robotların iş ve özel hayatımızda yer almaya başlaması genel anlamda bizi endişelendirmiyor. Ankete katılımcıların "İnsan zekası mı, yapay zeka mı?" sorusuna cevabıysa, "insan zekası" şeklinde olmuş. Kamuoyu araştırmalarıma her yıl devam ederek Türk halkının teknolojiyle olan ilişkisinin nabzını ölçmeyi amaçlıyorum. Teknolojiden korkulmaması gerektiğini, insanın yararına ve doğru bir şekilde kullanıldığında hayata önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum. Ayrıca teknolojiyle birlikte değişen hayatı iyi anlamamız gerektiğini, hayatımızdaki değişiklikleri iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir gazeteci-yazar olarak teknolojinin insan hayatı için çizdiği vizyonu anlatmaya, konuşmalarımda insanları yakında nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin bir resim çizmeye çalışıyorum. Gazetecilik kariyerimde yönümü teknolojiye çevirmeden önce bazı Türk basın yayın kuruluşlarının yanısıra, ANSA İtalyan Haber Ajansı'nın Türkiye muhabirliği görevlerinde bulundum. Kariyerim boyunca pek çok ülkeyi gezerek sosyal ve teknoloji içerikli yazılar yazdım. Bu ülkeler içinde aklıma en çok yer eden Ekvador, Küba, Sudan ve Güney Kore oldu. İngilizcenin dışında İtalyancayı profesyonel iş yaşamımda kullanabiliyorum. Fitness ile ilgileniyorum ve bir sağlıklı yaşam bloğum var. Aynı zamanda amatör bir DJ’im.

Benzer İçerikler

Close
Close